Günaydın hayat, yeniden günaydın...
Günaydın, gecenin yorgun karanlığında karanlık sabaha uyanan gözlerim...
Günaydın bedenim, ruhum, hayallerim size de günaydın..
Günaydın bitkin bedenimi saran kasvetli ruhuma can vermek için çırpınan kalbim...
Günaydın, pis kokan çöplüğe nasibi için didinmiş kediler, köpekler...
Gecenin soğuğundan, yırtık küflenmiş bir bez parçasıyla korunmaya çalışan sokak insanları, aslında insan olmanın tamamen insan olmak olmadığını bize bedenleriyle resmeden hayatın gerçek olanları...
Hayatın asılları, acı yanları, terk edilmişleri, belki de terk etmişleri...
Günaydın kelimesinin belki de hiç bir şey ifade etmediği insanlığın insan olanları...
Günaydın, hüznüm, kederim, hasretim, özlemim...
Günaydın, umutsuzluğa müebbet yemiş umutlarım, sevinçlerim, mutluluklarım size de günaydın...
Günaydın, hasretliğine mahkum olduğum sevgili, sevgisinin yüreğimi bir ağ gibi sardığı, özlemi bana imtihan olan ulaşılmazım, özellikle sana günaydın...
Günaydın, umuda yelken açmış ama umutsuzluğun sonsuzluğunda kaybolmuş, sana dair ne varsa...
Ahmet kayanın günaydın anneciğimin içtenliği gibi sana da günaydın, size de, ona da, buna da, benim ve tükenmeye yüz tutmuş umutlarımın dışındaki her şeye günaydın...
Erhan TuranKayıt Tarihi : 3.1.2019 10:37:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!