Gülüşler yankılanır, kurulur meclis,
Eski bir dost sızısı, yorgun bir his.
Mutluluk rüzgârı, dindirince yeis,
Ben senin o neşeli, anına sığmadım.
Yanında sevdiklerin, dilde bin hece,
Gündüzün şavkı sarmış, seni her gece.
Aklının kapısı, sürgülü gizlice,
Gönlündeki kalabalık, hana sığmadım.
Meşgalen sarmış seni, vakit pek hızlı,
Hatıran kuytularda, mahzun ve gizli.
Herkes sana gülerken, bir ben mi sızılı?
Ömründeki o pembe, cihana sığmadım.
Gariptir bu hallerin, hatır bilene,
Hicran düşer payıma, her gün gülene.
Susturup feryadımı, bak şu gelene,
Hayalinde kurduğun, cana sığmadım.
Telaşın içinden, geçerken adımlar,
Hiç mi sızlatmaz seni, eski anılar?
Kışa mı yar oldu bak, yeşil umudun var?
Bahçende boy veren o, gülistana sığmadım.
Meşguliyet ruhunu, örten bir perde,
Unutmak çok kolaydır, derman yok derde.
Sordun mu hiç kendine, vefa hani nerde?
Vicdanında çınlayan, şana sığmadım.
Etrafın sarılmış bak, sahte yüzlerle,
Avunup gidersin hep, süslü sözlerle.
Ben baş başa kalmışım, dertli gözlerle,
Zamanın içine dolan, tek bir ana sığmadım.
Bir zerrece yerim yok, senin sohbetinde,
Adım hiç anılmazmış, kurduğun ülfetinde.
Belli ki benim durağım, sonsuz gurbetinde,
Damarında dolaşan, ap al kana sığmadım.
Kendi dünyanda öyle, kaybolup gidersin,
Beni sessizce artık, maziye gömersin.
Vefasız bir yel eser, elbet sezersin,
İçindeki o sonsuz, ummana sığmadım.
Garip Murat der ki; duyulmaz bu ses,
Sevdanın boğazında, düğümlenir son nefes.
Altın olsa ne çıkar, ruhu boğar bu kafes,
Ben senin o en geniş, sol yanına sığmadım.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 17:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!