Şimdi geceler, karanlıkla beni mühürlüyor Madam,
Bu mısralar son defa düşüyor: hayallerde kalan selam
Gerçekler şehrinden yelken açmış deryalara
Ama varamamış suretler beldesinde karalara
Gözyaşlarım denizleri ıslatıyor şimdilerde
Kayıkla ay ışığında dolaşırdık nehirlerde
Hatırlarım her ânı gözyaşı düşlerinde
Eylül akşamları ve fecre kadar birlikte
Küçüğün yüzünde bir güneş doğuyor
Serin bir rüzgar çıkmış, vahşi çiçekler uçuşuyor
Su, ay ve gök çiçeklerde buluşuyor
Sazlıkların arasında rüzgar flüt çalıyor
Meçhul bir hastanede bir güneş gibi söndüm
Yığınlar tabutumun önünden nehir gibi akıyor
Şimalin buzlu ufuklarında hüzünle öldüm
Fırtınanın korkunç ışıkları gözlerime yansıyor
Seni ilk kez o sahilde tanıdım, gölgelerde
Arz ve semanın buluştuğu o yerde
Utangaç ve yabanisin hala bunca geçen sürede
Aşkımızın yuvasını yaptık o uzak beldede
Mutlu bir saat diyorum ölüme o solgun yüzünle
Kapılar nobran ve sanrılı demir,
Duvarlar ölülerini saçmış kabir,
Gardiyan şedîd ve hûnefşân
Hayallerimi Sezuan’ın zulmet atlasına sardım
derimin üstünde ferâmûş alfabeler çatlıyor.
Kahrımı Hölderlin gibi çamurlu gölgemle kardım,
ona ninniler söyledim yokluk diyalektinde
Mükedder bir annenin süt dişleriyle yazılmış —
bir kadın geçiyor aklımdan,
hiç uğramamış gibi kalbime
benim gibi müzmin bulvardiyenin
bergamasklar dolu semtine
oysa dolabımda hâlâ yeri var —
Ne ben sende benim
Ne sen bende sen
Ne ben bende senim
Ne sen sende ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!