Gülüşümü ödünç verdim gecenin en kör yerine, kimsenin dönüp bakmadığı o paslı sessizliğe,
çünkü bazı acılar anlatılınca büyür, saklanınca insanın içine yerleşir ve oradan kemirir her şeyi,
ben ise büyümesin diye cümlelerimi hafifleten, yükü şakaya bağlayan o eski refleksi seçtim yine.
Her şey olur gibi anlattım, sanki başkasının başına gelmiş, sanki ben sadece dinlemişim gibi,
kelimeleri eğip büktüm, gerçeğin keskin köşelerini törpüledim, kanamasın diye değil — görünmesin diye,
çünkü görünürse sorular gelir, sorular gelirse cevap gerekir, cevap verirsem dağılırım diye.
Bir kahkaha attım tam yıkılacakken,
sesim odada yankılandı ama içimde hiçbir yere çarpmadı,
insan bazen kendi sesine bile temas edemez, bunu öğrendim erken yaşta.
Ağlamak ağırdır;
eller ister, omuz ister, kalacak bir yer ister.
Benimkisi ise geçici duraklara alışkındı,
o yüzden güldüm, geçtim, geçildim.
Anlattığım her şey eksikti,
bilerek, isteyerek, hayatta kalacak kadar.
Bir gerçeği bütünüyle söylersen
altında kalırsın, bunu da öğrendim.
Yaramı küçülttüm,
kimse büyük bir şey sanmasın diye.
Kendimi küçülttüm,
yük olmamak için.
Ama bazı geceler,
şakanın sesi çekilince,
kelimeler yerlerine dönünce,
o eski sızı bütün cümlelerin arasından
adımı çağırıyor,
ben gelmesem bile.
Ve yine de sabah olunca,
aynı yüzle, aynı cümlelerle,
aynı yarayı sarmış gibi yaparak çıkıyorum hayata,
gülüşümü ödünç verdiğim o karanlık yere;
çünkü bazı insanlar acıyı iyileştirmek için değil,
dayanabilmek için hayatta kalır,
ve ben hâlâ gülüyorsam,
bu geçtiği için değil,
çökmemek için.
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 14:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, acıyı anlatan değil; acıyla yaşamayı öğrenmiş birinin kaydıdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!