Dünya ha iki günlük, ha üç günlük ne çıkar;
Komedi ile trajedi arasında kaldım yanan ateşte.
Yedi iklimli bu hayatta kaybettim kendi ruhumu;
Anladım ki sonsuzluk içinde, dilsiz bir noktasın işte.
Vuslat, ölüm kadar soğuk duruyor şimdi gözlerinde,
Bir akıntıya kapıldım gidiyorum, adı sadece hasret...
İçimde bu kaçıncı fırtına, bu kaçıncı tufan kopardığın;
Bu kaçıncı ıskalayışım hayatı, hayret ki hayret!
Ezanla sala arasında her gün kan ağlar yüreğim,
Gençliğim, düşlerinde delip geçti bütün umutları.
Gördüm ki aynı soruyu sormuyor artık bu hayat;
Dünden bugüne değişiyor hep soruların cevapları.
Gözünden, gönlünden sahipsizce düşer o ağır sözler,
Nefes nefese hayallerimi öldürür, senin o karanlık gölgende.
Eskiye eskiye, eksildin her bir gözyaşı damlasında;
Ayağıma batan bir tek dikene, bin sitem var bir güftede.
Bütün şarkılar sustu, perdeler bir bir kapandı,
İçimde o eski yangınlardan, geriye bir avuç kül kaldı.
Ne senin sesin gelir, ne de benim bu biten ömrüm;
En hazin güfteyi, zaman benim yerime kalbine yazdı.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Hayat iki perdelik bir oyun; ben hep ara sahnede kaldım.
•Vuslat sandığım şey, soğuk bir vedanın provasıymış.
•Gözlerin konuştu; benim bütün cümlelerim sustu.
•Dikene basan ayağım değil; inadım kanadı.
•Ben güfteyi yazdım; bestesini hüzün yaptı.
21 Haziran 2020 / Pazar / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Hayat, düşlerimizin peşinden sürüklerken, kalp suskunluğumuzda en derin gerçeği fısıldar."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!