Kulakları yırtan, boğuk sedalar,
Ruhumuzu saran, kül rengi anlar,
Uzakları boğdu, puslu dumanlar,
Yutuldu şehirler, kaybolduk bizler.
*
Televizyon susmuş, ekran kararmış,
Görüntüler solmuş, camlar sararmış,
Sinyaller kesilmiş, ufuk ağarmış,
Radyonun sesinde, gizlenir telaş.
*
Tipi eser dağda, karlar savrulur,
Yürekler tutuşur, közler kavrulur,
Fırtınalar kopar, çöller yoğrulur,
Umutsuz ruhlarda, yoktur kılavuz.
*
Binalar yükselir, gökyüzü pasak,
Sokaklar daraldı, nereye bassak,
Betonlar yığıldı, toprağı kıssak,
Zihnimizi sarar, anlamsız ritim.
*
Arabalar, hızla caddeden kaçar,
İnsanlar, durmadan kapılar açar,
Sokak lambaları, ışıklar yakar,
Gecenin bağrına, vurulur çengel.
*
Uğultu dinmiyor, fikrimde yanar,
Makine çarkları, kanımla kanar,
Gürleme bitmiyor, aklımı sınar,
Tiz çığlık altında, ezilir robot.
*
Kablolar sarılmış, bütün bucağa,
Kıvılcım atlamış, sıcak ocağa,
Ateşler sıçramış, dipsiz kucağa,
Küllerin koynunda, ruhum savrulur.
*
Derinlik kayboldu, yüzeyde sığlık,
Kulakta çınlayan, anlamsız çığlık,
Karanlık odada, bitmeyen darlık,
Gök taşı düşüyor, yarılır boşluk.
*
Bulanık nehirde, yüzen balıklar,
Ağlara takılmış, dilsiz varlıklar,
Dehlizde uyuyan, kör yaratıklar,
Sislerin altından, silinir menzil.
*
Türküler duyulmaz, teller karışmaz,
Sinyaller bozulur, cihaz çalışmaz,
Yabancı simalar, asla yatışmaz,
Görünmez kafeste, kaybolur insan.
Kayıt Tarihi : 31.03.2026 14:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!