Hoş geldin... Yüzündeki o sahte gülümsemenin ardına gizlediğin o derin uçurumu sadece ben görüyorum. Kimseler duymasın diye içine attığın o feryatlar, zamanla ruhunda aşınmaz kayalar oluşturmuş. Başkalarına "iyiyim" derken, kendi içinde kaç parçaya bölündüğünü, kaç geceyi kendinle kavga ederek sabah ettiğini biliyorum. Sen, başkalarının karanlığında kaybolmasın diye kendi mumunu tüketen o sessiz fedakarsın; ama bak, etrafın aydınlanırken sen karanlıkta kalıyorsun.
Daha ne kadar başkalarının beklediği o kusursuz maskeyi yüzünde taşıyacaksın? İçindeki o fırtınayı dindirmek yerine, dışarıya neden hep sütliman görünmeye çalışıyorsun? Herkesin seni onaylaması, seni sevmesi için verdiğin o tavizler, aslında seni sen yapan ne varsa birer birer koparıp götürüyor. Başkalarının takdirini kazanırken, kendi saygını kaybettiğini ne zaman fark edeceksin? Kimsenin seni tam olarak anlamayacağı bir dünyada, kendini başkalarına anlatmaya çalışmaktan yorulmadın mı?
Hayat, başkalarının kalıplarına sığmaya çalışacak kadar uzun değil. Kendi sınırlarını çizmekten, "hayır" demekten ve gerekirse yalnız kalmaktan korkma. Çünkü seni sadece sen olduğun için sevmeyenlerin kalabalığı, ruhun için en büyük ıssızlıktır. O kalabalıktan uzaklaş ve kendi ıssızlığında saklı olan o muazzam gücü keşfet. Bir başkasının gölgesinde serinlemek yerine, kendi güneşinde yanmayı göze al.
Şimdi o ağır maskeyi yere bırak, derin bir nefes al ve aynadaki o yorgun adama sadece "özür dilerim" de. Kendinden çaldığın her saniye için, kendine dönme vakti.
"Başkalarını memnun etmek için kendini harcadığında, günün sonunda elinde kalan tek şey; seni tüketenlerin memnuniyeti ve senin derin yalnızlığın olur."
Asaf Eren TürkoğluKayıt Tarihi : 1.2.2026 12:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!