Sevdiklerindir değil mi evi çatı yapan?
Duvar tuğla örer belki,
ama yuvayı nefes kurar,
rüzgâr değirmeni gibi dönüp duran sessiz nefesler.
Peki ya içimdeki çıkrık kemiği kırıldıysa?
Artık ipler boşta sallanıyor,
su kuyudan çekilmiyor,
gölgem bile kendi kırıklığında kayboluyor.
İnsan büyür, seçimler yapar;
Ama bazı seçimlerden vazgeçmek
yanmış odun gibi elimde ağırlık bırakır.
Mutluluk neydi?
Bir serçe mi avuçta,
yoksa kanadı kesilmiş bir kuş mu?
Uçmak isterken, parmaklarımda kan izleri kalır.
Neden yakamı toplayıp gidemem?
Çünkü bazı evler yanarken
dumanı insanın içine akar,
her nefes bir kor gibi boğar.
Neden ayrılamaz?
Vefa mı bir zincir gibi ayakta tutar,
fedakârlık mı gölge gibi peşimde sürünür,
yoksa sorumluluk dediğimiz
görünmez dağlar mı omuzlarımı ezer?
Söylesenize, ben nerede yanlış yaptım?
Hangi yemin, hangi yüzük
parmağa değil de kalbe takılır?
Kırılan kırıldığı yerde kalsaydı keşke;
Ama insan cam değil,
çatlağını içinde taşır,
kanamasa da sızar,
ve karanlıkta sessizce büyür.
Söyleyemediğim ne varsa
bir ayna gibi yüzüme çarpan bir adam var karşımda.
Sustumca büyüyen bir gölge…
Baba…
Sesin, içimde sığınacak son limandı.
Şimdi deniz kabarmış,
kıyım yok.
Çok özledim.
Dayanamıyorum.
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 03:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!