Gökhan Tan Şiirleri - Şair Gökhan Tan

Gökhan Tan

Kızıla çalan rengi ile Grubdaki yerini aldı
Güneş,giderek solan siması ve küle dönüşen rengi ile
Birden etrafı karanlık suratlı insanlar sardı
Az zamanları,eşkiyadan beter düşleri vardı
Ellerindeki cılız meşaleler yüzlerini aydınlatmaya yetmiyordu
Aydınlığı boğmak istiyorlardı karanlıkla

Devamını Oku
Gökhan Tan

904 Mayısın’ın 11’i, bahar tüm tazeliği ve diriliği ile hissediliyor kendini Katolonya’ da
Sert bir kış geçirmişti Figueres halkı ve birçok matem.Çiçek ve menenjit kol geziyordu o yıllar İspanya ve tüm Avrupa da
Jacinto Dali ailesi henüz altı yaşındaki oğulları Salvador’ u defnettikten sonra ilk kez bir Pazar ellerinde beyaz karanfillerle gelmemiştiler kiliseye
Tanrı dualarını karşılıksız bırakmamıştı onun ve ailesinin, cennetine aldığı Dali yi iki sene sonra geri vermişti onlara
Onu ayrı bir beden olarak görmeyi oldum olası kabul etmemişlerdi
O ölen çocukları Salvador Felipe Jacinto Dali den başkası değildi, aksi düşünülemezdi

Devamını Oku
Gökhan Tan

Katarlar durdu, pistonlar sustu sirkeci garında
Hava soğuk, peron dolu, gün batmak üzere
Anlaşılan vakti geldi ayrılığın ve bir çok münasebetin
Giden ve dönme ihtimali olan başka hiçbir şey, öyle yalnız hissettirmez insana kendini
Endişe ve yoldaşı tedirginlik şimdilik duruma hakim
Az ileride Bosfor ekspres belirdi, çelik yığın halinde

Devamını Oku
Gökhan Tan

Yolun başındaki sokak lambası aydınlatırdı,sokağın girişini
Ben ise,üç mum yakardım evde aziz hatıran için
Sabaha karşı sönerdi sokak lambası,mumlarımla beraber
İsten bir tablo halinde dururdu önümde geçmişim
Sönen bir mumun ardından dilek tutmayı,çok sonraları öğrendim
Anlayacağınız,üç mumluk sevdalar yaktım

Devamını Oku
Gökhan Tan

İki oda,sekiz duvar bir evim vardı.
Bir o kadar da pencerem
Üst kattaki komşumla,müşterek kullanırdım penceremin birini
Öğleye doğru çamaşırlar sarkardı,altta iç çamaşırları üstte nevresim takımları
Akşama doğruda masa örtüsünü boca ederdi,güvercin gurultularıyla uyanırdım her sabah
Oysa,ben en çok sokağa bakan penceremi severdim

Devamını Oku
Gökhan Tan

Dal, meyve vermenin peşinde.
Meyve, tohum olmanın telaşında.
Tohum, fide.
Fide, fidan olmanın.
Fidan, ağaç.
Ağaç kök salmanın uğraşında.

Devamını Oku
Gökhan Tan

Ortalama dört yüz gram kül kalıyor insandan geriye
Beynin, yüreğin, kasların dahil
Sonrası mı?
Sonrası yok hepsi bir avuç kül işte
Menşei, dili, mezhebide yok
Bir avuç kül, onu da yelmi alır bilinmez ya

Devamını Oku
Gökhan Tan

Hikayeler yarım falan kalmıyor
Yarım kalan bir hikaye bilen var mı aranızda?
Ya zaman, ya mekan, ya insan, biri mutlaka tamamlar hikayeyi
Çoğu defa başlatan, yada hikayeye dahil olan, bitmediğini sanan vardır
Hikayeler yarım falan kalmıyor
Bir şey gerçekten bitti ise, bir daha hiçbir yerden başlayamıyor

Devamını Oku
Gökhan Tan

Soruların, çoğunun cevabını zaten biliyordu soran.
Aslında, sana bir şeyleri hatırlatıyordur çoğu zaman.
Yada, cevabını değiştirmek için sana verilen son bir an.
Soruların, çoğunun cevabını zaten biliyor soran.
Kendi cevaplarında sınanan, muğlak cevaplar değil onlar
Bu yüzdendir sorulara soru ile verilen cevaplar, aslında iki tarafında bildiği doğrulardırlar.

Devamını Oku
Gökhan Tan

Soruların, çoğunun cevabını zaten biliyordur soran.
Aslında, sana soruyu hatırlatıyordur çoğu zaman.
Yada, cevabını değiştirmek için sana verilen son bir an.
Soruların, çoğunun cevabını zaten biliyor soran.
Kendi cevaplarında sınanan, muğlak cevaplar değil onlar
Bu yüzdendir sorulara soru ile verilen cevaplar, aslında iki tarafında bildiği doğrulardırlar.

Devamını Oku