Katil termitler kemiriyor gözlerimi,
Aşkı sûrette sananlar gibi bakışlarıma kıskaçlanıyor.
Bir lâhidin rutubeti sinmiş kirpiklerime,
Her kırpışta biraz daha eksiliyor yüzün.
hakikat, çoktan çürümüş bir sedirin altında
Ben seni bir kadın diye sevmedim;
sen, kaderin arşınını omzunda taşıyan kalender bir ihtimaldin.
Hepsi aynı cümlenin
henüz affedilmeyi bekleyen harfleriydi…
Toprakla kucaklaşmadan bir kaç dakika öncesinin…
Sensiz her şey renksiz bana,
Her yer karanlık, Leyla’m.
Sen odama gün doğmadan sızan ışık,
Sen bittiği dediğim yerde başlayanım’sın,
Sen Leyla’sın…
Ruhum sen kokar belki,
Bir yağmur sonrası toprağın duası gibi.
Adını ansam, içimde bir gül açar,
Sussam, bütün sessizlikler seni söyler.
Öyle sarılmalara denk düşer ki yüreğimiz,
Unuttuğum ne varsa bulmak için çıkıyorum yola;
kayıp bir ben, sensizliğe sürgün bir hayat taşıyorum içimde.
İnancımın en kör zamanında düştün kalbime;
Mûsâ’nın denizi yarılırken gördüğü o imkânsızlık kadar yakın,
İbrâhim’in ateşinde saklanan serinlik kadar anlaşılmazdın.
Belki bir sabah parmak uçlarım saçlarında gezinir;
uykudan kalmış bir sessizliği alnından alır,
dudaklarının kıvrımından öperim seni,
gözlerinde kaybolduğum yerde
kendime dönmeyi unuturum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!