İfrak vaktiydi;
gölgesini sırtında taşıyan bir münzevi gibi
sükûtun avlusuna bıraktım muhtevamı.
Bir lâhza,
külün bile hatırladığı yangın oldun.
Mütereddit bir rüzgâr
eski aynalara hicret etti.
Kalbim,
terk edilmiş bir dergâhın kandili;
isinden başka ışığı kalmamış.
Ne vuslat kaldı,
ne firak…
Yalnız,
eşyanın içinden geçen o ince rikkat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!