Cennete Mektuplar Şiiri - Dr Yusuf Polat

Dr Yusuf Polat
198

ŞİİR


26

TAKİPÇİ

Cennete Mektuplar

Vakit savaş sonrası kıtlık yılları
Gecenin koynunda yoksulluk
Zaman geçit vermez umuda
Sular donacak kadar soğuk
Açlık karakışın kara ayazında
Zirve noktası
Anadolu’nun dağ köylerinde

Katıksız ekmekleri baş tacı
Tok yatan nerde ise yoktu
Tek ilaçları tarhana çorbası
Yedikleri çoğu zaman ottu
Sorsan
Sabaha aç kalkmayan çoktu
Anlaşılan şükür
Bereketi yaşatırdı çoğunluğu

Çocuk kursağında hevesler
Birkaç kuşak sonrasını bekler
Tek annenin akan ak sütü
Onlarca bebeği besler
Ne de olsa her doğan çocuk
Yarınlara yeni umutlar eker

Yüz hatlarında çilenin derin izi
Her nefeste
Hüznü yudumlayan genç nene
Her adımda
Yalnızlığın yol haritasını çizerdi

Sırtında dönemin gam yükü
Saçlarında
Sabrın solan yaprakları
Ağlasa da
Sonbahar yanaklarında
Özenir de meşe ağaçlarına
Sarılırdı genç nene
Güze inat solan umutlarına

Doğrudur hayat heybesi dolu
Ön kefe kaygı yüklü
Arka kefe
Geçmiş günlerden kalma
Kıtlığın dinmeyen sesi korku

Gözlerinde yoksulluğun yaşı
Altı erkeğin tek kız karındaşı
Sardı haber dört bir tarafı
Erkenden kaybedince yoldaşı

Başlar kar kış fırtına boran
Söner yıllardır tüten ocak
Başlar üç erkek çocukla
Karakışın kara ayazında
Genç nenenin hayat telaşı

Düşünceleri dünde ölen eşinde
Gözleri
Yarınların yazgısı çocuklarında
Varamadı hiçbir zaman
Ne yaşadığı anın
Ne de taşıdığı hazinenin farkına

Bozulmamış bir insan saflığıydı
Elinde teşbih ağzında dua
Beyaz saçları örtüsünün altında
Dolaşır dururdu tövbe kapısında
Hiçbir şeyi saklamadı
Allah’a kulluğunun ifadesi
Olarak gördüğü
Saçının tek telini gizlediği kadar

Sessizce kulaklarımıza fısıldadığı
Bir ‘aman ha’ uyarısı vardı
Hala kulaklarımızda
Torunlarına
En büyük miras olarak bıraktığı

Aman ha!
Bir kızın duyguları ile oynamayın
Gülmez yoksa bir ömür yüzünüz

Aman ha!
Helali haramı karıştırmayın
Bırakmaz yoksa yakanızı kıtlık

Aman ha!
Ağzınızdan çıkmasın yalan
Alın yazınızın mürekkebidir söz

Aman ha!
Borcunuzu anında ödeyin
İyi zamanda yakalamaz borç insanı

Bir de cennete yazılmış zarfsız
Mektupları vardı
Son nefesteki kulaklara okunan,
Her kim
Ölüm döşeğinde yerini alsa
Tüm köy toplanır
Helalleşmek için hasta başına
Dillerde dualar uğurlanır hasta
Baba memleketi cennet diyarına

Genç nenenin yorgun gözünde
Ölen; eşinin yanına gitmektedir
Ne de olsa
Yoktur kalburüstü günahları
Zaten iyi de bilinen biridir özünde

Ve eğilir elçi olarak gördüğü
Hasta Hasan dayının kulağına
Döker tüm içini;
Ümidini sevincini gönül yarasını
Büyük bir hevesle,
Verilmiş olan
Son nefesten kalan boşluğun içine

Bak Hasan gidiyorsun
Belli ki cennete
Gittiğin yerlerde senin asker
Benim ise hayat arkadaşım
Hacı Ali’yi görecek olursan
Ona deki; eşin Hatun
Büyük oğlanı evlendirdi
Bir kızı bir de oğlu oldu
Oğlan senin adını yaşatıyor
Ortanca askerde,
Senin istediğin genç kızın
Nişan yüzüğü
Parmaklarında
Küçük
Hala küçük dizlerimin dibinde

Aşağı tarlayı sattık
Diğerleri duruyor
Bindiğin siyah atı sattık
Bir sarı öküz aldık sürer ekeriz
Çok şükür göllerdeki tarlayı
Köyün içindeki tarladan
Camiye yer verdik senin hayrına

Bu ve buna benzer dünyalık
Kelamdan sonra
Açılır gönül penceresi
Dökülür ağzından sessizce
Gönlünün perde arkası dünyası

Ve derki; unutma Hasan unutma
Asker
Arkadaşına söylemeyi unutma
Ama sırat köprüsünde
Ama mahşer gününde
Görecek olursan
Kendi derdine düşüp unutma
Beni de sorarsa
Hatun da hala seni düşünüyor
Seninle yaşıyor demeyi unutma…

Dr Yusuf Polat
Kayıt Tarihi : 31.12.2025 19:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Denizli 31.12.2025

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!