Geldim.
Sabahın şafağı sökmeden evvel,
Çarığın bağını sıktım da geldim.
Dursun dedilerse durmadı bu el,
Dağların bendini yıktım da geldim.
Tarlanın yüzünde derin bir sızı,
Alnımda parlayan umudun izi.
Tanımaz şehirli, bilmezler bizi;
Ben ömrü çileye ektim de geldim.
Tohumun bağrında saklıdır sırlar,
Bize vatan olur dilsiz bayırlar.
Altın başaklarla güler çayırlar,
Yüreği ateşe çektim da geldim.
Ekinin boyuyla ölçülür haysiyet,
Terin damlasında gizli zürriyet.
Dedemden mirastır bize hürriyet,
Korkuyu nadasa yaktım de geldim.
Ellerim çatlak da gönlüm tazedir,
Sözlerim topraktan bir cenazedir.
Dünya bir sofraysa, köylü mezedir;
Ben sofrayı kurup çıktım da geldim.
Güneşin kavruğu sinmiş tenime,
Yalanı katmadım helal genime.
Mirasım mühürdür öz bedenime,
Dünümü yarına kattım da geldim.
Karanlık çökünce yıldız yorganım,
Şehirde sıkışır kalmaz dermanım.
Toprakla kesilmiş benim fermanım,
Dünyaya bir nazar çaktım da geldim.
Harmanım savrulur yele karışır,
Bereket her daldan dile karışır.
Bir garip ozanım, tele karışır;
Engin denizlere aktım da geldim.
Yarınki meydanda sesim gür çıksın,
Hasretin ateşi bağrımı yaksın.
Kul Hasan'ın şiiri tarihe baksın;
Zirveye bayrağı diktim de geldim...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 15:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!