ŞİİR, SEVGİLİM; SEVGİLİM, ÖTEKİ BEN...
Yanakları yazlık sinema kokan kız...
Çocukluğumun hüzünlü yanı,
Ansızın çıkageldin!
Gecikmiş randevum,
Çizemediğim mutluluk,
Beynimin kıvrımlarında gezinen şipşirin özlem,
Yazamadığım şiir,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yanakları yazlık sinema kokan kız...
Çocukluğumun hüzünlü yanı,
Ansızın çıkageldin!
Gecikmiş randevum,
Çizemediğim mutluluk,
Beynimin kıvrımlarında gezinen şipşirin özlem,
Yazamadığım şiir,
Telefonumu sevimli kılan ses,
Yalın gülüş!
Hoş geldin rüyama...
............
Bir kez sevmeye görsün yürek.O sevda izinsiz bile girverse gönül bahçesine O artık herşeydir.Her yerde vardır.Rüyalarda bile ve o gönül bahçesinin en nadide çiçeğidir.
Saygılar
Offff .......... Saf, Masum duygular .....................................................
'''Parmaklarımla cenneti çiziyorum dudaklarına,
Hisset ve sus...'' olay bitmiştir burda :)) yüreğine sağlık şairim..
Ne diyorum biliyor musunuz bay bilen, gel herkes kendi çöplüğünde eşelesin, ne kadar popüler olsanız da...:(
Az evvel de dediğim gibi, benim de sayfanızla 'gecikmiş randevum' :) Tebrikler...
Parmaklarımla cenneti çiziyorum dudaklarına,
Hisset ve sus...
güzel ve etkili bir final, tebrikler şaire...
'Ansızın biri izinsiz yüreğinize girer ve,yanaklarında yazlık sinema öykülerinden kalma gözyaşları varsa....'
sonra da düş kurarsınız...
Güzel dizeler,biraz sitem,biraz özlem.
Seni öyle zor buldum ki,
Seni seviyorum diyemedi ürkek yüreğim,
Parmaklarımla cenneti çiziyorum dudaklarına,
Hisset ve sus...
selam ile
mehmet şakir karataş
Hisset ve sus
Evet şairse kalem, yazılan bir parçadır sanki yüreğinden . sanki ruhunu yaşamışçasına .dizelerin içinde kaybolmamak ne mümkün.
“Artık gecelere kızmıyorum uzun diye,
Bu kent,daha az üzüyor beni!
adını koyamadığım heyecanım,
Şaşkınlığım,
Sevgim,
Defterimdeki anlamsız karalama...
Gözkapaklarıma anlatamadığım ışıltı,
Kahverengi coğrafyamın Med-Cezir'i…” der kalem
SANKİ YAZ DERCESİNE… DUYGULAR, GELİVERİR… COŞAR KAĞITTA…
Bilmem kaç sayfa karalanır,
Kaç sayfa tanır gözlerini.
Ezberler adını, aşkın şahidi
Şahittir çünkü bilir
Seni ne kadar sevdiğimi
Çizgilere tutunurken sevim
Hamurunda yoğrulur gözbebeğim
Bin, yapraktır defter şimdi
Bir çeyiz sandığında… Başka yaşamda…
HAYATLAR YAŞANIR. DİZELERİNİZİN ARASINDA… KUTLARIM ARKADAŞIM. GENE DUYGULARIMI DEBREŞTİRDİN. YÜREĞİNE… KALEMİNE
BİLMEM Kİ, NE DENİR. BU DUYGU YOĞUNLUĞUNLA…
SEVGİYLE KAL, DAİMA DOSTUM...
SAYGILARIMLA…
AYDAN KÜLLÜCE
Bu şiir ile ilgili 87 tane yorum bulunmakta