E̲n eski aynanın unuttuğu yüz, geceden daha ince bir sır taşır.
L̲âl olmuş bir rüzgâr, ismini söylemeden geçer kirpiklerimin kıyısından.
İ̲çimde yürüyen saatler, vaktimi değil suskunluğu çoğaltır.
F̲ark edilmemiş toz pembe bir gökyüzü, avuçlarında maviye benzeyen sessizlik saklar.
S̲ürgünlüğe yüz tutmuş gölgeler, duvarlara değmeden birbirini eksiltir ya da tamamlar.
Zaman, sadece saatlerin işaret ettiği bir yolculuk değildi.
Saatlerin tik takları arasında kayboldum,
Ruhum bu fani bedende bir yabancı gibi.
Bir anlık bakış, binlerce yılı sarmalayabilirdi
Bir kum tanesi, elimde kayıp giderken,
Laleler boyanırdı baharda kırmızıya
Ve vardı gözlerinde yaşa benzer bir ışıltı
Gülüşün, bir zamanların hatırasını getirir
Mermer mezar, soğuk ve suskun,
Ne bir saat işlekte ne de mermerde ki mühürlü adın
Bunca harami yıldızın ortasında sen,
Bir tek sen parıldayan göğün en koyu örtüsünde
Adını sormayı unutan saatler arar seni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!