doğdu
hiç bir şey bilmiyordu
hayat sürüp gidiyordu
büyüdü
okudu gördü duydu
araba parkı olmamış kaldırıma hasretim
adı türkçe dükkana hasret!
çocuğuna saygılı ana babaya...
öğrenciye saygılı öğretmene...
bireye saygılı devlete,
hatıralar
bazıları neşelendirir
bazıları yaralar
geçmişin sisli manzaralarında dolaşmak
zamanı geriye doğru aşmak
bir kâse aşa
fit paşa
sonra ya elli bire kahveye
ya top seyretmeye koşa koşa
fener’im beşiktaş’ım çok yaşa
(bir ocak üzerinde dev bir tencere.. tüm sahne tamamen karanlık, simsiyah bir dekor.. tepede kendinden başka bir yere ışık vermeyen cılız bir ampul asılı..
tencerenin içinden bir kurbağanın keyifli şıpırtılar eşliğinde söylediği bir şarkı duyulur..)
solo:
“vrak vrak vrrraak!
küçük kurbağa küçük kurbağa kuyruğun nerede
kirli çamaşırları attım makineye
deterjan ekledim özel kutusuna
gerekli ayarları yaptım
program
sıcaklık
kurutma süresi düğmeleri
ahmak ıslatan yağdı
herkes içeri kaçtı hızla
ahmak sanılmaktan korkuyordu ahmaklar
ıslanmaktan fazla
(21 mayıs ’07)
yanına yanaşılmaz ciddiyetinden
ağırlığından
burnundan kıl aldırmaz yürürken
yol çökecek sanırsınız
dan dan dan
öyle bir vakar
her mevsimin başka tadı başka bir haleti var
tıpkı insan, tıpkı hayvan, güzeli, laneti var
ilkbahar yeniden doğuş, can buluş zamanıdır
kışın karı, yazın kumu, güzün letafeti var
vivaldi bir başka söyler, van gogh bir başka çizer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!