İki Aşık
Mislince seviyorum seni kurak çöllerde kumların adedince
İki Aşık
Mislince seviyorum seni kurak çöllerde kumların adedince
Yazın düğüne davet edilecektir.
İLLA
Bunuda beklemiyordum hiç beklenmedik anda. giderler hep, denize yakın bir sahil olacak illa.
Hüznüm diyorum hüznüm illa taşacak mislince o denizde.
Halbuki daha adını ile koyamadım.
Sordum: “Bu varlık niçin ve neden?”
Cevapsız akıyordu zaman ve zemin.
Bir nida geldi: “Oku, kalbini dinle!
İman nimettir; Hak’tan gelen en güzel yemin ve haykırış.”
Ne güneş beyhude, ne bir yaprak sessiz,
Ey asrın çocuğu, körelmiş gözle,
Eğilmiş başına dijital bir kelepçe...
“Ben kimim?” demezsin, “Ne için varım?” hele
Oysa kalbin atıyor hakikatin eşiğinde!
İslam
Gözlerimin kıblesi nurlu bir çağda yozlaşan insanlığa dur diyebilecek miydi
Görevi aile olmuş çabucacık büyümüş hayatına daima direnmiş kimi zaman
Yel eser, perde titrer, kuşlar döner semaya,
Ağaç susar, kök iner bir sır olur pınara.
Alın yazım nur ile yazılmış tek harf: "Hu'dur",
Yol yoktur çare yoktur, varlık erir elbet duaya.
İstanbul
Sevda işlendi gecenin yıldızları altına.
Evren diz çöküp gelmişti bir gün koynuna hani.
Sen elinin tersiyle itmiştin kaliteli ve muhteşemdin.
Bense sevenleri hissederdim cennetin bir köşesinde; fakat mutlu olmayı hayal ederek demir attım İstanbul gibi adalara.
Kalabalık Dünya
Gönlümün yumuşak iklimlerine geldik nihayet.
Havalarda aşk var, yelkenleride indirdinmi şöyle en hafifinden boğazlara.
Güneşin doğuşunu izlemek senle sonra.
Aklım fikrim hep aynı unutamadım bakışını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!