Belki bir akşam üstü gözgöze geleceğiz
Sıradan bir sohbette elimiz tutacak mı
Belki yabancı gibi üstünden geçeceğiz
Hadi eller unuttu gözler unutacak mı
Yıllar sonra bir masa birkaç arkadaş belki
Tıpkı kapattığım şu kahve gibi
Baktığım tüm yollar hep sana çıkar
Koyu bir telveyle kaplıdır dibi
Küskün mü acaba bana fincanlar
Bir fincan kahvede kırk yılmış hatır
Kapı kapı gezinme
Sen kendinde bul seni
Kimse eğemez deme
Belki eğer pul seni
Durma yolun doğruysa
Seni içtim su gibi hayat denen pınardan
Ne susuzlukmuş ya Rab hala hararetteyim
Ellerimi açmışım belki damlar yukardan
Yıllardır beklemişim yıllarca nöbetteyim
Akmayan bir damla ol şu olukta sadece
Kendimle kavgadayım yüreğimde hicran var
Her gece geri sayım yoruldum artık yıllar
Seni saklıyor bir bir benle sabaha kadar
Hasret mi özlem midir gözümdeki damlalar
Sızlıyor sızım sızım içim maziye dalar
Adamlık insanlık kişilik tektir
Kişilik doğruyu hak bellemektir
İnsanlık doğruya yönelecektir
Yalan insanlığın neresindedir
Beyaz örtü gibi temiz lekesiz
Nice sevdalıların aksi düşer denize
Şu taş sokaklar bile aksimizi arardı
Gökkubbe üstümüzden ağlarken ikimize
Bir sonbahar akşamı senle yürümek vardı
Suya hasret gibiyim sana ayrı hasretim
Neden karanlıktır bana bu sokak
Aradığım huzur kimbilir nerde
Sisler gündüzümü sanki yırtarak
Kimse yokmuş gibi bana çöker be
Dağıl artık dağıl yakamı bırak
Kalbim senle savaştan vazgeçti
ve beyaz bayrak çekti sonunda
esirinim artık oyna kulunla.
sen zafer sarhoşluğunda,
sen zaferinle mutlu ol
ben mahpusluğunla...
Ha bugündü ha yarındı bilmedim
Geçti gitti yıllar böyle boşuna
Mazideki izlerini özledim
Hayallerin binmiş anka kuşuna
Senle taşlı yollar bile düzgündür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!