Nice sevdalıların aksi düşer denize
Şu taş sokaklar bile aksimizi arardı
Gökkubbe üstümüzden ağlarken ikimize
Bir sonbahar akşamı senle yürümek vardı
Suya hasret gibiyim sana ayrı hasretim
Kalbim senle savaştan vazgeçti
ve beyaz bayrak çekti sonunda
esirinim artık oyna kulunla.
sen zafer sarhoşluğunda,
sen zaferinle mutlu ol
ben mahpusluğunla...
Kendimle kavgadayım yüreğimde hicran var
Her gece geri sayım yoruldum artık yıllar
Seni saklıyor bir bir benle sabaha kadar
Hasret mi özlem midir gözümdeki damlalar
Sızlıyor sızım sızım içim maziye dalar
Bahar mı bülbülleri dillendiren kendine
Yoksa şu duvarlar mı hasret çeken rengine
Tırmanır teraslara bir parça güneş diye
Teraslarda açarmış gülleriyle sarmaşık
O kimbilir duvarda hangi çentiğe aşık
Sanki gökkubbeye tırmanır gibi
Sürgündür bir dala o ağır aksak
Sarmaşık gövdeye yaslanır gibi
Gövde mi esirdir kendi mi tutsak
Biz de onlar gibi hiç ayrılmasak
Dost sandık el uzattık gün geldi elden olduk
Herkesi candan bildik şimdi biz elden olduk
Odamızda besledik yabancı sayılmadı
On istedi yüz verdik bir bile sayılmadı
Ha bugündü ha yarındı bilmedim
Geçti gitti yıllar böyle boşuna
Mazideki izlerini özledim
Hayallerin binmiş anka kuşuna
Senle taşlı yollar bile düzgündür
Belki bir akşam üstü gözgöze geleceğiz
Sıradan bir sohbette elimiz tutacak mı
Belki yabancı gibi üstünden geçeceğiz
Hadi eller unuttu gözler unutacak mı
Yıllar sonra bir masa birkaç arkadaş belki
Ey sevgili peri ruhum ve beden
Bunca yıl hatrına seni düşlesin
Sen gönlüme girdin girdin de neysen
Bundan sonra da hep bana öylesin
Çalkanan ruhuma gözünle deysen
Ne halde olduğumu sorma.
Bil işte;
Aşkın üç haliyim.
Bazen; aşkının ateşiyle
Buhar olurum,
Bazen;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!