Amerika vahşeti Telafer’de akıl almaz boyutta
Telafer’de vahşice katledildi kadında çocukta
Müslüman Türk ve Araba soy kırım uygulanmakta
Uyan İslam dünyası haçlılar Telafer’i yok ediyor.
Sokaklar Müslüman cesetleriyle dolmuş taşıyor
Kimyasal silahlar Telafer’de her an ölüm saçıyor
..
Çanak çölmek kurusun diye can attı.
Esti hışın rüzgar, sapı samana kattı.
Dedi, bu yağmur yağarsa anam ağlar.
Bahçelerin süsüdür yeşil biber, pırasa.
Yandı mahsûl, zarar ziyan kasa kasa.
Söyledi, bu yağmur yağmazsa anam ağlar.
..
O zamanlar ki;
zarif bir tenin sızısındaki merhem arayışı
zorbalığın korkulu düşlerinde intihar eder.
Suya asılı bir gözün feryat arayışı
asırların sırtında taşıdığı bir kurşunda ölür.
..
Feryat;
Bir gün yükselecek…
Ve sen,
Ve ben,
Göremeyeceğiz…
Bizler doğru önünde yılların harcadığı bir nefes kadar
soğuk;
..
-Alkollü düğün şart mı? -
Delikanlı, çevrede, hoş bir sevinci buldu.
Silaha gönül verdi; sandı ki inci buldu.
Alkol imiş ikramı, gittiği bir düğünün;
O alkol, zahmetsizce, işte bu genci buldu.
..
Bir gün,bir gün beklenen bir gün
Gidiyoruz o güne gidiyoruz hergün...
Bilmeden bilmeyi dilden bilirken
Özden feryat iman cevherinden...
Paslı kör tapa kulaklar tıkalı
..
Üç beş arkadaş günün birinde
Arkadaşlarının devesini kesti ve yok etti
Kesen arkadaşları yattı
Üzeri battaniye ile kapatıldı
Devenin sahibi geldi
Nerede benim devem diye feryat etti
Biri parmağı ile battaniyeyi işaret etti ve
..
Şehir ve insan
Bir gürültü ki tırmalıyor beyni.
Acaba burası şehir mi?
Sanki bir öğütme makinası.
Örtüyor bütün Haykırışları...
Feryat figan kopan fırtınaları...
..
Boğazımda bir düğüm kifayetsiz bir akşamdayım
Geçit vermez öfkeme feryat figan oldum be gülüm
Sabır desen yok artık yaşam tadım yok neyi beklerim
Ateşlere attın gittin kahrolası dünyada bir başımayım..
Ne olur ki bundan kötü kurtuluş belki ölüm gelmiyor ki
Kurşuni bir ağırlık çöker bedenimde kaldıran yok ki
..
Niye dalıp dalıp gidersin?
Gönlünü mahzun edersin!
Bu kadar kederlenme
Gün olur sen de gülersin.
Huzur dilersen
Bırak gönül yasını,
..
Aşk elinden var mıdır hiç gönlü virane olmayan
Leyla’sının çöllerinde Mecnun divane olmayan
Bir güneşmiş aşk denilmiş hem tenler hem canlar yakar
Sevdasına var mıdır hiç dönüp pervane olmayan
Deryalarda kaybolan bir mektuptur her mutlu geçmiş
..
Bitmeyen ah'ların susmayan vah'larına karıştı aşk,
Bir yokoluşta titreyen hazan melodileri gibi,
Çırılçıplaktı,ölesiye,feryat figan,çığlıklar;
Hem hazindi hem günahkar hem asiydi hem biçare,
Böylesi bir derde bulabilirler miydi ki çare,
Kuşandım karaları günahkar tenime,
..
Sevgim sana denizdi
Sen parlayan yıldızımdın
Ben sana ulaşmak için
Deryalar misali coşar çağlardım
Bülbül gül için ben senin için
Feryat ederdim
..
Gözlerimi yaşartır eski hatıralarım
Bir çiçek bahçesini her mevsimde ararım
Güzel bir gündü yine sanki sarhoştu âlem
Bülbül şakrak ve şendi dünya âleminde
Dallar yapraklarını sallıyordu bin bir nazla
Mevsim gönül mevsimi kuşlar öterdi hazla
..
Feryat Figanlarım Susuşlarınadır.
Arşı Alaya Sığmayışım İnan Aşkınadır.
Deli Divane Oldum Gel de Beni Uslandır.
Limanına Sığındım Ne Olur Umutlandır.
Ilgıt Ilgıt Es De! Beni Hayata Kazandır.
Doğayım Kalbine! Orada Yaşlandır.
..
TUTUYORUM KENDİMİ
Gözüm yollarda
Hasretinle sevdam yol alır şehrimin ötesine
Kolay değil mesafeleri kapatmak
Feryat etsem nafile caba
Hadi gel
Yüreğimde bir sızı var
..
BİR GÜN OLUR ANLARSIN
Bir gün olur sende görürsün beni
O zaman anlarsın o engelleri
Bıkmışım hayattan neyleyim dersin
O eski günlere hasret gidersin
..
Bir yaprak dökümünde
Bin yürek feryat eder.
Seller coşan bahçemde
Gözlerimden kan gider.
Dalındaki son yaprak
Bir üflesen kopacak
..
Küsmüsün
Konuşsana çocuk
Neden bakışların
Öyle donuk
Neden ellerin
Öyle düşmüş boşluğa
Dişlerine kurşunmu sıkışmış
..
Gittin, hiçbir güzelliği kalmadı yaşamanın.
Gittin; göç yolunda sürüsünü kaybeden bir ceylan yavrusu gibi kalakaldım dünyanın tenhasında. Çöl sıcağında bir kum tepeceğinde yapayalnız kalmış bir menekşe, sonsuz gözüken okyanusta bir tahta parçasına tutunmuş kazazede bir çocuk gibi sonum aşikar bir halde bekliyorum ömrümün nihayetini. Giderken götürdüğün tüm yıldızları her gece gökyüzünde ararken, son nefesini vermek için çırpınan bir gladyatörün uzaktaki evini hasretle özlemesi gibi özlüyorum seni. Evini, karısını, kızını ve özgürlüğü.
Gittin; hüzünlü bir şarkıya nakarat olarak hapsedilmiş nefesimle, her söylenen ayrılık şarkısında demir taraklarla etlerim kemiklerimden sıyrılmakta. Ne kadar inlesem ne kadar feryat etsem kimse dönüp bakmıyor kalabalıklarda. Kentin tüm ıssız kaldırımlarını vatan edinsem yanımda sabahlayacak ne bir ayyaş, ne bir evsiz, ne bir tinerci var. Hepsi karanlık çöktüğünde şehre gözlerini kapatıp uykuya dalarken, benim gözkapaklarıma takılan oltanın iğnesi gözbebeğimdeki son resmini yakalayıp götürmek için bıkmadan usanmadan peşimden dolaşmakta.
Sen giderken kalbimin en derinindeki yaşam ışığının da gittiğini bilemeden yol aldığın o yollar şimdi takadı kalmamış bir adamın zindanlardan zindanlara sürüklendiği bir pusula oldu. Ne zindan dindiriyor hasretimi ne ilaç oluyor karanlık evimi aydınlatan günışığı.
..



