-hep ölüm verdiniz hiç değilse biz yaşasak-
yeşili çalınmış karalama öykü
temize geçilmedi sayfalar hala kurak
adım adem bakışım havva
öpecekken hayatı gözlerinden
kırıldı dudağımda gökkuşağı
an söküldü can telef
batıyor göğsüme esmer mezar taşı
dumanın sonrası yok
İsa’nın eceli ademden gelir
ayrılık dölü temmuz
asar güneşi saçından
gözlerim yağmur
gölgemi aşka sattım nicedir
sapanıyla geceyi avlayan çocuk
güneşi öpüyor kalemin kadife sırtında
yosun tuttuysa aşk kadehinde yakamoz
içilecek bir şarkı vardır
ve sarhoş küfür olur yalnızlık
dilin bahçe duvarında
titriyor alev
ben mi üşüdüm
aynada gözlerim kahverengi
sığmadı bakışıma sessizliğin
güneş öptü uykumu
yağmur dindi
söz kurudu göz kapağımda
suçtu keman
teni hüzzam
ayrılık kulağıma küpe
hiç kimse kimse değil artık
ve aşk
Yasemin Göksu’ya...
kuru ekmeğin sırrı aşk
pul seriyor kıbleye balon hırsızı
kuruttu Mısır’ı İsrail’in gölgesi
köşe başında ağlıyor kardeşim Beyrut
ortada kuyu var doğuda yara
ırzımdan geç
ölüm yağıyor can verdiğim bulut
güneşin güvercin kanadına dokunmasıyla uyanır gökyüzü
toprağın sırtında gelincik sabahın zarif elleri
göçebe bir buluta yüklenir bereketi gözlerin
öncesi yaşamaktır sınırın sonrası mülteci
var mıdır çocuk olup da gökkuşağına kanmayan
ya da hangi yalnızlıktır pabucunu babasının mezarında unutan
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!