Kırmızı goncayı paralayıp attı kız
Gonca birkaç parça
Sonra bakmadan gitti arkasına
Geride kalan paramparça
Resmi yırtıp attı kız
Ankara hep böyle gözleri nemli uyanıyor
Tüm gece seni düşünmüştür
Hitit güneşi düşünmüştür tenhalığınca
Tüm yollar seni özlüyor biliyor musun
Ben seni özlüyorum
En çok dudaklarım kuruduğunda
Sana bir demet Ankara akşamı getirdim
Bir parça karanlığından ürkek
Sana sadık geceler getirdim
Bir sabahın aydınlığından geçerek
Büyümeye yüz tutmuş çam fidanları
Ve yalnız geceleri seni çağıran trafik lambaları
Anlatılmaz bir suskunluğum var kendi içimde
Geceleri karanlığım var bitimsiz
Seni bilmek su gibi kutsal
Seni sabahlarıma kim koydu çoban yıldızı
Mahmur gözlerle karşıladım seni ağlamıştım
Yalnızdım bir şiire başladım
Sen gülümsedinmi çiçekler kağıtlarımda
Gülmedinmi karanfilleri kurutuyorum
Karanfiller senin içindi oysa
Birkaç mısra yazıyorum gizliden
Sen gülüp geçiyorsun
Kana bulanıyor çiçekler kağıtlarımda
Bugün yıldızsız bir gece
Sen oturmuş bir yazıya başlıyorsun
İlk satırında bir gül çıkarıyorsun
Üstüne iki damla göz yaşı
İkincisinde bir bıçak çıkarıyorsun
Çokça kana bulanmış
Onu sesiz sedasız gömeceğim
Kimseler bilmeyecek
Üstüne gözlerimin yeşilini örteceğim
Vücudu yeşilimin karalığında üşüyecek
Oraya kimi gömdüğümü kimseler bilmeyecek
Bir garip yağmurdan sonra başlayacak deniz
Onu tanıdılar
Soluk pardesüsü vardı üzerinde
Fötr şapkası...
Ayakları bir geceyi sürüyordu
Onu bakışlarından hemen tanıdılar
Sanki yaşanmamış bir anı görüyordu
Sen hiç yakıldın mı mısralar boyunca
Bir bıçağın soğukluğunu duydun mu teninde
Yada bir namlunun alevini gördün mü
Çokça kırmızı
Ölüme dokundun mu
Ölümün elleri sıcacık
Nur Sokak oniki,
Unutabilir miyim sanıyorsun bu adresi?
Kapına karanfiller bıraktığım geceleri,
Ve kaçak uykusuzluklarımı...
Dalgalarımı yolladım dün gece sana.
Az sonra kapında son bulacaklar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!