o zamanlar yorgundu dünya
rüyalarda fethediliyordu ulaşamadıklarımız
ve bazen bizim oluyordu
bazen bir başkasının
sonra yorgun düşüyordu bütün kanatlarımız.
özlemek;
seni ve senden sonrasını
ikindi güneşini seyrederken
kiminle geçireceğim yarınları
emanetini kalbim koruyamazken
seni ne kadar özlediğimi söyleyebilseydim.
uzun bir zaman seni dinledim
benim olmayan bir hayata
binlerce dilek diledim...
belki gelir dedim
bu gülüş ona da bakar bana da
Küstüm bütün yeryüzüne
Beni anlamayan senelere
Gidip gelirken dünya üzerinde
Kendime küstüm...
Dostların iki yüzlü olmasına
masada yarım kalan pasta
saçlarında yeni aldığım toka
bütün anılar eski bir sığınakta
şimdi herkese sitem ediyor.
kulağımda seni anlatan sesler
Mevsimler kadar yorgun
Akşamlar kadar yalnız
Ölmek kadar bir bitişte kalmak
İnan ki çok zor
Gİt git bitmeyen bir yol
Aşkın istikametsiz yol alışı
Aydınlık zamanlar yaşlandı
Susadı çöl akşamlarında zaman
Fırtınasız denizde mücadele olmaz
Ölüm sonsuzluk nehrinde boğulmaktır
Yaşadığın müddetçe
Seversin ve sevilirsin
uzun zaman oldu saçlarına kar yağalı
anlamadın ilk başta o beyazları
sana garezi olduğunu sandın kaderin
baktın ama göremedin gökyüzündeki yıldızları...
sen hep ölmek istedin aslında
sessizlik ve salondaki kırmızı halı
unuttuk bir müddet sonra her zamanı
sen olmuşsun olmamışsın masalı
her zaman anlatılır zaten...
uykusu gelmiş bir hayat ve yalnızlık
bir sabah kahvaltısında yine buluşalım
sen siyah bursa zeytininden getir gelirken
ben bu dünyanın ilk sabahında uyanayım.
bir sabah kahvaltısında yine buluşalım
sen kuşların dişlerinin olup olmadığını anlat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!