Şimdi yağmur yağıyor uzak akşamlara
Islatıyor bütün dünyayı gözyaşlarıyla
Beklediğin sevgili masadaki fotoğrafta
Sen şimdi kimsin ey hayat?
Buluşmalar mahşere kaldıysa
bahçemdeki ıhlamur ağacı büyüdü
tavuklarım yumurtluyor artık
sonsuza kadar sürecek mi ki bu üzüntü
niye bu mavilikte uçuyor ki kuşlar...
sen hiç yağmurdan sonra gökyüzüne baktın mı
senin arkadaşlarını gördüm bugün çarşıda
ellerinde mısır vardı, merhaba derken yanlarında
biri kısa boylu, diğer ikisi biraz uzunca
seni aradı gözlerim ama yoktun.
sorsaydım seni, ne yapıyor, nasıl diye
Bahçemdeki soğanlar büyüdü
Ağaçlar yemyeşil
Yeniden havalar soğudu
ve yeniden telaşlandı kuşlar
ve ben yeniden başlamak hiç istemedim.
beni kim mi düşünecek
önemi mi var?
beni kim mi öldürecek
önemi mi var?
Aydınlık zamanlar yaşlandı
Susadı çöl akşamlarında zaman
Fırtınasız denizde mücadele olmaz
Ölüm sonsuzluk nehrinde boğulmaktır
Yaşadığın müddetçe
Seversin ve sevilirsin
uzun zaman oldu saçlarına kar yağalı
anlamadın ilk başta o beyazları
sana garezi olduğunu sandın kaderin
baktın ama göremedin gökyüzündeki yıldızları...
sen hep ölmek istedin aslında
Benim güneşim bu dünyadan göç etmeye hazırlanıyor
Ben karanlık zamanlarda ne yaparım anne
Beklerken bu şehrin ayrılık kapısında
Hiç cesur değilim arkama bakmadan gitmeye
Yorgun, bitkin
Maziyle koyun beni mezara
Hayalleride bir köşe başına
Söyleyin kara bahtlı yazgıma
Ölürken böyle istiyorum
Gündüzler karanlık olacak
üşüdüğüm zaman aynalardan geçiyorum
elimde bir bardak mısır
biraz ketçap
biraz mayonez
her şeyi karıştırıp seni arıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!