Herkes gök mavisi giyinmişti. Bir mavilik çökmüştü ortalığa. Sokaklar mavi. Sonra gece oldu bir anda. Yol karanlık. Ve ince ince bir çizgi… Geceye tek başla bakıyor. Karanlıkta sessizlik değişiyor birdenbire. Hele tan ağarmadan önceki saatler dehşet. Keşke bir kapı açılsa biri bir şey söylese.
Gece damarlarından geçen kanı kulaklarında duyuyor. Yağmur kadar siyah ve yoğun. Çılgın ve sağır eden şelalenin uzak sesini duyuyor. Ve kayalardan yamaçlardan gürültülü düşüşünü. Baş ağrısı çılgına dönmüş bir kuş gibi, bir şakaklarına bir alnına vuruyor.
Artmış intra abdominal basınçla oluşan periferik bulantı hissine karşı koyamıyor.
İstemediği vomiting gerçekleşiyor. Ardından sol kolunu saran ince ince ısırıklarına tutuluyor karıncaların. Karnında nefes nefese kalbi, aortuna kan pompalıyor hızlıca. Korkusu hayatını netleştiriyor. Ve korkuyu pompalayan damarları karanlığı emiyor. Hızla yüzünde ellerinde hiperemi beliriyor.
Bu; belirsiz bir varlık sezgisiydi sanki sadece atardamarlarının hissettiği. Küçük küçük berrak yağmurdu belki de, damarlarını sevindirecek olan. Ama hiç görünmeden çekip giden, kendini daha bildirmeden. Bir deniz yığını sığacak oldu damarlarına, dalganın köpüksüz tortusu ile…
Sonra emboli.
İnsanların düş kurmaya zamanı yok.
Anlatılmaz bu.
İlle yaşamak gerek.
Gökdelenler arasında uzayıp giden
Caddeleri.
Kalabalığı.
Sabah rüzgârına arkadaş oldum
Gül kokusuna aşina oldum
Nergisin rengiyle de sarhoş oldum
Bugün bahçe fani dünya cennetidir
En güzel ayrılık kanımda coştu
Daha hiçbir şey bilmeziken
ve ansızın
irilir çocuğun gözleri karanlıkta
kaç metrekare yüreği?
kör ve ebe yaptığı masumluğu
aradı gün batımında
1. Herkesin geçtiği yollarda kirpikli kandildi akşam.
2. Yağmurlu nisan dalıyla geldim.
3. Yağmurdan bir ses göğsüme çarptı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!