Bir veda sustu dudağında,
Söylemedin, ama gittin…
Ne bir son bakış,
Ne de bir “kal” sesi…
Sanki hiç sevmedin gibi,
Bu vatan sahipsiz değil
Sanmayın sustuysak korktuk diye
Biz susarız sabrederiz ama
Bir kalkarsak tarih yazarız diye
Bayrak yere düşerken nutuk atan çok
Nefesim deme yeter
Çünkü seninle boğulmayı öğrendim ben
Adını her duyduğumda içime çöken sızı
Bir fırtına gibi yıkar içimi haberin yokken
Bir zamanlar cennet gibiydi adını duymak,
Nereye gittin gardaşım, söyle neredesin şimdi?
Bir başıma kaldım bak, dertle doldu her dil mi...
Beraber gülerdik ya, hani ağlamazdık biz,
Şimdi gözümde yaş var, içim paramparça, diz diz…
Biliyorum, sen sadece bir mevsimylülsin.
Ama her gelişinde içimde bir hikâye başlıyor.
Her rüzgarında bir suskunluk,
Her yağmurunda bir gözyaşı gizli.
Ve her sararan yaprakta,
Bir “keşke” daha eksiliyor içimden.
Sana yazılmış bir ömür bu
İlk hecesi bir bakışınla başlar
Ne zaman adını ansam içim titrer
Sanki kalbim, seninle yeniden var
Bir sessizliğin içinde duydum seni
Ben seni sevdim...
Ama senin haberin olmadı.
Geceler boyunca içime anlattım seni—
Karanlığa bile ayıp ettim, seni öyle anlattım.
Bir gülüşüne ömür dedim,
Sen başkasına döndün, ben kendi içime gömüldüm...
Geceler susuyor yine, yıldızlar eksik,
Ay yüzünü çevirmiş, kalbimse biçimsiz.
Bir zamanlar umutla çarpan o yürek,
Şimdi her atışında seni özler sessiz…
Rüzgar adını fısıldıyor taşlara,
Burası duvarları konuşan bir yer
Kendiyle kavgalı kendine küskün
Bir pencere var, demirlik içinde
Her gece yıldızlarla dertleşiyorum
Burası akıl hastanesi dostum
Ve ben seni özlüyorum
Sen nasıl bir sevdasın
Adını anınca bile boğazım düğümleniyor
Bir fotoğrafın gözlerimin önünden geçse
Yutkunamıyorum nefes alamıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!