bir sabah uyandım,
her şey aynı gibiydi.
ama sen yoktun.
güneş doğdu yine,
çocuklar servise bindi,
Erkekler ağlamaz dediler
Gözyaşını gizlemeyi öğrettiler
Bir damla düşse yanaktan
Zayıflık diye kestiler cezasını
Oysa bilmediler
Eylül'dü…
Güneş, son kez dokunuyordu tenimize,
Gölgelere sinmiş vedalar vardı sokak aralarında.
Ağaçlar yavaş yavaş soyunuyordu umutlarından,
Ve ben sana sarıldığım her an,
Bir daha kavuşamayacak gibi sarılıyordum…
Sevgili Eylül,
Yine geldin.
Yine sarılarınla, yine rüzgarla, yine o tanıdık sessizlikle…
Ve ben, yine aynı yerdeyim. Aynı iç çekişlerde. Aynı kırgınlıkların eşiğinde.
Yine geldin ama... seni beklerken ne çok eksildim bir bilsen.
Bir yanım “iyi ki” derken, diğer yanım “keşke hiç gelmeseydi” diyor bu sene.
Yine seninle baş başayız
Yalnızlığın en koyu tonusun sen
Bir pencerenin camında yansıyan yüzüm gibisin
Bakınca hem kendimi görüyorum
Hem de kaybettiklerimi
Gece indi usulca şehrin üstüne
Her şey sustu yıldızlar bile
Gökyüzü giydi en ağır rengini
Adı Gece mavisi
Bir hüzün çöktü kalbimin kıyısına
Bir sabah öğrendim…
Sen, kendi ellerinle susturmuşsun kalbini.
Oysa ben,
Senin suskunluklarını en çok ben dinlerdim kardeşim.
Neden söylemedin?
Sen benim gönlümde açan nadide bir gonca gülsün. Aklımda, zihnimde ve yüreğimde sonsuza dek yer edeceksin. Bu yürek, sensiz bir daha asla gülmeyecek. Nasıl ki bülbüller gül kokusuna hasretse, ben de sana öyle derin bir özlem duyuyorum. Hasretin yüreğimde öyle bir yara ki, anlatsam kelimeler yetmez, yazmaya kalksam mürekkep tükenir. Çünkü sen her şeyin en güzelini hak ediyorsun, benim biricik sevdam.
Ömrümün en güzel çiçeği, dalıma konan nazenin bülbülümsün. Derler ya hani “sevda kuşun kanadında” diye, işte sen de benim kalbimde açan tek gül, çocuklarımın annesi, evimin direği, sevda çiçeğimsin. Bu sevda dedikleri, ömrümün çözülmeyi bekleyen en güzel bilmecesi. Her anımda, hep yanımda ve aklımın tam ortasındasın.
Orhan Gencebay’ın o hüzünlü şarkısında dediği gibi: "Ben topraktan bir canım, senin gibi çiğnesen ne fark eder yolun gibi?" İşte sen de beni ezsen, geçip gitsen bile, inan bana bu gönül yine de sana boyun eğer.
Bir sokağım vardı benim…
Adı yoktu başta,
Ama içinde yürüdükçe,
Herkes ona “Hayal Sokağı” dedi fısıltıyla...
Çocukluğum orada sek sek oynadı,
Bir gün sen yanıma gelsen, hani derler ya, gökyüzüm seninle bir olsun diye... İşte sende öyle bir gülüş, öyle bir bakış var ki, o bakış her şeyi anlatıyor bana. Sen benim gökyüzüm ol. Hayatım seninle birlikte yaşlansın; gitmiş olsan bile, sen daima kalbimdedesin, hayallerimdesin.
Ancak gidişin… Gidişin beni derinden yaralıyor. Benim kurduğum yuvada bir başkasıyla yaşamak, benim düşlediğim hayalleri bir başkasına göstermek nasıl mümkün olabilir? Git o halde. Ama bir gün tekrar geldiğinde, o birlikte kurduğumuzu hayal ettiğim yuvada başkasıyla karşılaştığında, belki anlayacaksın neye mal olduğunu.
Git işte. Ancak şunu unutma: Yanıma döndüğünde, bir zamanlar seninle mutluluğu paylaşabilen bir gülüş vardı yüzümde. Bana "Her şeye varım seninle" diyen o gözlerin şimdi her sabah başkasıyla uyanıyor. Gökyüzüm karanlık artık. Senin bana yaşattığın hayal kırıklığı, içimde derin bir boşluk bıraktı; ruhumun en sessiz köşelerinden yankılanan bir acı olarak kaldı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!