Öyle bir ateş düşsün ki şu gönlüme,
Kül etmesin beni;
Küllerimden secde kokusu yükselsin.
Yanmak, vuslatın dili olsun;
Sönmekse, ayrılığın o en uzun gecesi.
Ah, şu adı konulmayan dinmez sızılar…
Ne bir yara görünür tenimde,
Ne bir tabip bilir ilacını.
Meğer en çok insanı
Söyleyemediği derin acıları büyütürmüş.
Ey gönül, söyle;
Hangi yolun tozudur O'nun ayak izi?
Hangi rüzgâr taşır sesini?
Hangi turna, kapıma bırakır ilk selâmını
Güz elbet biter, rüzgar bir anda diner
Yaprak, toprağa kavuşunca
Nasıl baharı öğrendi ise
Ben de sende beklemeyi öğrendim.
Gözler susunca başlar hakikatin sesi;
Kalp, secdeye vardığında konuşur.
Bilirim...
Bir gün ya rahmet gibi doğarsın ömrüme,
Ya adını taşıyan son duamdır sessizliğim.
Ben yine de kapımı kapatmam.
Çünkü aşk, gelene değil;
Gelmese de beklenene sadık kalabilmektir.
Dr Yusuf Polat
Kayıt Tarihi : 28.06.2026 18:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Denizli




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!