Onlar, akışkan bir emeğin rahminde,
Yutarlar oksijeni; rengini bilmezler.
Biz, şeffaf bir sömürünün dumanında,
Soluruz havayı; ağırlığını sezinlemeyiz.
İkimiz de aynı hayretle açarız ağzımızı;
Birimiz suyun, birimiz göğün mülkiyetinde.
Balık, sapsarı kumlara vurduğunda anlar suyu;
Kurtuluş sandığı kıyı, ilk ve son sehpasıdır.
Biz de tırmanırız o mavi boşluğa, yükseliriz;
Fakat yükseldikçe daralır mülk, uzay kusar nefesimizi.
Sınırı aşmanın bedeli, ciğerin iflasıdır;
Balığa kum haram, bize yıldızlar...
Peki, bizim ufkumuzun sahibi kim?
Balığın üstünde insan, camdan bir zırh ve kıyı...
Bizim fanusumuzda kim kuruyor o soğuk saati?
Uzay dediğimiz o karanlık kuyu,
Belki de devasa bir soluğun akvaryum suyudur.
Onlar suyun içinde kör, biz boşlukta sağır.
Zebani, yarattığı çarkın içinde artık bir yabancı.
Çarptıkça anlıyoruz bu camdan sınırları:
Gerçek özgürlük, nefes alabildiğin yerin ötesinde;
Yani, kendi katline yürümektir.
Kayıt Tarihi : 12.1.2026 10:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!