Fani Evrenin Malı Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4324

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Fani Evrenin Malı

Başlangıç eşiğinde, ulu erenim uyan,
Gölgeler aleminde, var mıdır bizi duyan,
Deruni sancılarla, paklık sularla yunan,
Aydınlık sabahlara, yürüyoruz yan yana.
*
Fani hevesatları, terk edip aşanlarız,
Gösteriş putlarını, temelden yıkanlarız,
Batının denizine, durmadan dalanlarız,
Sessizlik vadisinde, yankılanır nidamız.
*
İlerlemek şart oldu, hakikat menzilinde,
Nurlu muştular saklı, erenlerin telinde,
Gaflet perdesi yırtık, erenler mahfilinde.
*
Bütün bu yozlaşmalar, kanayan yaramızdır,
Sahtelik zincirleri, engelli belamızdır,
Yalanların pazarı, onulmaz vebamızdır,
Hakikati bilmeyen, bu gafiller sürüsü.
*
Kibir kulelerinde, şaşanlar hep hüsranda,
Gölgeleri hak sanıp, tapanlar hep zindanda,
Maddenin esirleri, boğuluyor dumanda,
Gösterişli saraylar, mezar oldu nicesi.
*
İçtenlik pınarları, çoktan kuruyup soldu,
Duru ve temiz olan, rüzgarlara savruldu,
Riyakar kahkahalar, maskeler ile doldu,
Izdırap çemberinde, boğulmakta yığınlar.
*
Çare bulmak gerekir, sızlayan bağrımıza,
Kulak vermek gerekir, deruni sedamıza.
*
Erenler buyurmuştur, birlik türküsü haktır,
Mana okyanusundan, fırtınalar uzaktır,
Surete aldananlar, seraplara tutsaktır,
Tözü kavrayan kişi, nurlu yola erendir.
*
Bencil niyetli olan, kovar yüce hikmeti,
Menfaat perdesinden, süzülür hep zilleti,
Maddeye tapanların, yıkılır haysiyeti,
Fani parıltılarla, avunur hezeyanlar.
*
Bayağılık putuna, tapanlar çoğalmakta,
Derinlik madenleri, tozlara karışmakta,
Samimi sığınışlar, rüzgara takılmakta,
Ulu erdemlerimiz, pazarda satılıyor.
*
İçsel yolculukların, rotası şaşırtılmış,
Bağırlar diyarının, eşiği kapatılmış.
*
Maziye şekil veren, civanlar bulunurmuş,
Tözüne dönenlere, sırlar hep açılırmış,
Kavşakların ucundan, sapanlar kahrolurmuş,
Şuur ile çözülmez, muamma var bütünde.
*
Hemhal olmak gerekir, düşkünlerin yasıyla,
Eriyip tükeniyor, pak inançlarımız da,
Duyarlılık silindi, hoyratın tırpanıyla,
Kin tohumlarıyla, zehirlendi hep fidanlar.
*
Hoşgörü çeşmeleri, kurudukça kurudu,
Şefkatli akarsular, çamurlara bulandı,
Beşeri ilkelerin, kalesi parçalandı,
Soğuk fırtınalarda, titremekte bedenler.
*
Karanlık dehlizlerde, şaşkındır dolananlar,
Ziyaya hasret kaldı, yolunu şaşıranlar.
*
Erenler dergahında, ölçü nedir söylendi,
Hakikat aynasında, kusurlar hep elendi,
Koşturan varır dendi, sırlar böyle eklendi,
Gölgelerin içinde, parlayan meşale var.
*
Evrenin tarlasında, fidanlar yeşillenir,
Yaradanın lütfuyla, nefesler tazelenir,
Duru niyetle yanan, gölgeleri deler bil.
*
Huşu halkalarından, dökülürken yakarış,
Sema katmanlarından, süzülür ulu nakış.
*
Yolunu şaşıranlar, eyvaha sığınırlar,
Sükutun eşiğinde, kıyama duranlar var.
*
Gerçek tartı niyettir, batın terazisinde,
Sonsuzluğa uzanır, kutlu dost meclisinde,
Yaratılış senedi, savurduklarımızdır.
*
Bırakılmış menzilden, umduklarımızdır hep,
Sonuca erecek şey, duyduklarımızdır hep,
Bilgeler sormaktadır, hani nerede rehber.
*
Geçenki o duruluk, arılık nerde kaldı,
Hataların içinde, hevesler dibe daldı,
Gizlenmiş kuruntular, boşluğa doğru kaydı,
Maddeci zincirleri, boynumuza dolandı,
Menzilsiz kalan canlar, bataklıklarda yandı.
*
Kanayan bereleri, sarmak için çabalar,
Yabancı kervanları, steplerde konaklar,
Kırılmış boncuklarla, bezenmiş tüm sokaklar.
*
İrfanın rehberleri, şahısların tacıdır,
Sadakatsiz vadiler, bağırların hıncıdır,
Toplulukları saran, mananın ilacıdır.
*
Tövbeler denizinden, inciler çıkmaktadır,
Noksan olan hakikat, idraki sarsmaktadır,
Kısmet denen o çizgi, ufkumuzu boyar hep.
*
Erenler sormaktadır, sermaye neye yarar,
Sema kubbesi altı, tefekkür bizi sarar,
İlerlemekle bitmez, içteki fırtınalar.
*
Dengesizlik sesleri, kulaklarda çınlamış,
Mırıltılar içinde, yankılar dalgalanmış.
*
Erenler demiştir ki, bilinmez köşeler var,
Sessiz kalmış bağırlar, nidasızlığa yanar.
*
Ey yoldaş cemalindir, aynalardan aşikar,
Güzellik heceleri, defterlerde yadigar,
Derin bir nefes ile, oluyorlar bahtiyar.
*
Ben de dalıp giderim, karanlık akşamlarla,
Hata eden gizlenir, sapsarı yapraklarla,
Beşer tözünü bilmez, savrulur rüzgarlarla,
Temizlendikçe parlar, paklanan ırmaklarla.
*
Yoldaş canım dertlidir, körkütük bağlanmaktan,
Cemalim garip kalmış, hicranda satılmaktan,
Eşiğe vuran nura, örtünüp açılmaktan.
*
Sordum nereye doğru, yayılır sarsıntılar,
Bilinmez sarp dağlardan, yuvarlanır kayalar.
*
Ey yoldaş sen ve ben de, ıstıraplarla dolduk,
Küstah kuruntularla, pınarlarda kaybolduk,
Hecelerin ateşi, yaktıkça biz kavrulduk,
Haykırışım silinsin, diyor içimden bir ses.
*
Seyyah ezgisi gibi, salıverdiğimiz yaş,
Erenler demiştir ki, ustasın yavaş yavaş,
Müspet bir nazar ile, bakıyordu arkadaş,
Ulu bir kelam söyle, sarsılsın bütün dağlar.
*
Tutku harabeleri, inadına yükselir,
Kederim yok gibiyken, muştular içe gelir,
Kıblem hep seni arar, beden toprak kesilir,
Selam getiren elçi, sükunette parlıyor.
*
Tapınağa girmeli, el pençe durmalıyım,
Karanlığa inat hep, tomurcuk sunmalıyım.
*
Bir tatlı serüvendir, karanlığın inmesi,
Rehberin nidasında, toplanıp inlemesi,
Farklı bir yeryüzünde, billurdan terlemesi,
Karanlık dehlizlerin, sularına tutunsak.
*
Bırakılmış tasvirler, mazilerde paslanır,
Nitelik ellerimde, bilinmezde uslanır,
Sükunetin içinde, yücelere yaslanır,
Bilinçsizce dokunuş, taliplinin aynası.
*
Titremeler bağrında, dirilir ince nefes,
Büyülü tohumlarda, yeşeriyor ince ses,
Bıraktığın yitiktir, seni bekler bir kafes,
Uçuşun semasında, yıldızları utandır.
*
Yoldaşım rehberimiz, kaçanları ikaz et,
Doğrudur söyledikleri, etmeliyiz hep gayret,
Fakat her bahçe bize, eşit değildir elbet,
Eğer hava dönerse, can özüne sığınır.
*
Karanlık seferlere, heveslenme sakın sen,
Ateşe yanaşanlar, ürker alevden hemen,
Göktaşı fırlatırlar, gölgelere aniden,
Şu lisan ovasında, karanlığın türküsü.
*
Ziya nedir bilemem, hoş turlara çıkarken,
Kutsal niyetlerim var, güzergahı çizerken,
Gölgelerim tartıda, yazmak çok zordur derken,
Tavırda ahlak şarttır, sormak beşeri yorar.
*
Ey yoldaşım gel dinle, nurlu hakikatleri,
Şefkatini esirgeme, bul o ulu dertleri,
Temizle pak sularla, kalbindeki kirleri.
*
Artık vakit daraldı, sabaha varıyoruz,
Mana alemindeyiz, putları kırıyoruz,
Yüce erdem yolunda, durmadan yürüyoruz,
Zincirleri kopardık, hürriyete uçtuk hep.
*
Yalancı maskeleri, yüzlerden soyuyoruz,
Deruni sevdalarla, menzile koşuyoruz,
Bataklıktan çıkarak, engine taşıyoruz,
Aydınlık ufuklarda, umutla gülüyoruz.
*
Zalimlerin zulmüne, boyun eğmek hatadır,
Doğruluğu saptırmak, onulmaz bir beladır,
Yoksulu ezmek ise, en amansız yaradır,
Mazlumun ahı tutar, yıkar bütün tahtları.
*
Kibirlenen krallar, devrilip gidecektir,
Haksızlık sarayları, yerle bir edilecektir,
Zorbalık saltanatı, elbette bitecektir,
Zalimlerin sonu hep, hüsran ile doludur.
*
Garibin inlemesi, denizleri taşırır,
Mazlumun bedduası, hep dağları aşırır,
İlahi terazi var, hesapları şaşırır,
Hakikatin kılıcı, yalanları kesecek.
*
Doğruluğun güneşi, ufuklardan doğacak,
Karanlık akşamları, nurlu sabah boğacak.
*
Bağırlar diyarında, sadakat fidanları,
Yeşermelidir artık, dostluk armağanları,
Kuruyan sahalara, inayet yağmurları,
Yağmalıdır durmadan, yeşertmeli umudu.
*
Birlik ve beraberlik, yeniden kurulmalı,
Düşmanlık duvarları, temelinden kopmalı,
Vefa ile sarılıp, yaralar sarılmalı,
Kinin harlı odunu, selamet söndürmeli.
*
Beşerin onurunu, ayağa kaldırmalı,
Fesadın tohumunu, kökünden kazımalı,
İyilik fidanı da, her yöne ekilmeli.
*
Barışın güvercini, gökyüzünde uçmalı,
Savaşın çığlıkları, ebediyen susmalı,
Hep dostça yaşamanın, destanı yazılmalı.
*
Tabiat kucağında, gizem fısıldanıyor,
Rüzgarın nefesinde, hikmetler saklanıyor,
Dağların zirvesinde, heybetler aklanıyor,
Ormanın derininde, can bulur tüm fidanlar.
*
Nehirler akıp gider, denizlere kavuşur,
Dalgalar kayalara çarparak, hep dövüşür,
Kuşlar semalarda, hep özgürcene uçuşur,
Güneşin sıcaklığı, ısıtır yerküreyi.
*
Yağmurun damlaları, can verir ovalara,
Tohumlar filizlenir, uzanır semalara,
Doğanın bu ahengi, ibrettir şuurlara,
Mevsimler döner durur, nizam çerçevesinde.
*
Her canlı tespih eder, yaratanı derinden,
Evrenin pak kitabı, incelenir serinden.
*
Bitişte der isek biz, yolumuz hakikattir,
Yalandan uzak durmak, en yüce selamettir,
Dürüstlük rotasında, yürümek fazilettir,
Hak yolundan sapanlar, karanlığa gömülür.
*
Sabrın meyvesi tatlı, çilenin ucu hoştur,
Zorluklar aşılır hep, imansız çaba boştur,
Derinden niyaz edip, manevi yola koştur,
Tözünü arındıran, ebedi rahat bulur.
*
Fani evrenin malı, evrende kalacaktır,
Sadece amellerin, seninle olacaktır,
İyilik yapan kişi, felahı bulacaktır,
Hak terazisinde, ameller tartılacaktır,
Ebed diyarında, mükafat alınacaktır.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 10:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!