Ömrümün sonbaharının lütfu, sevdanın karası;
Gözümde kokarsın, mutluluk yaşımın gül yüzü.
Tam da ortasına düştüm, kalbinin ezan çiçeği,
Ağustos gülü, ipil ipil yağdın yüreğime, arife günü.
Kayboldum çölünde, serabın ardı yine serap;
Alın yazım, gözüm gözünde yanıyor, yürek yaşım.
Yazar mı kalbine kalbimi, aşkın kalemi?
Sen susunca dünyam susar, nefessiz kalırım.
Öyle bir ateş yaktın ki içime, Mürsel’deki kara sevda;
Su olup çağlar, rüzgâr olup eser, kuş olup uçarım.
İki cihan saadetim, al ömrüm, ömründe yansın;
Tuz buz olsam da ben, senin kalbinde yaşarım.
Tükensin varsın ömrüm, aynı yangının alevlerinde;
Gönül dünyamda seni buldum ya ölüm gam değil.
Kalbine ektim aşkımı, yüreğim yüreğinin azatlısı;
Ey sol yanım, damarlarımda sen akıyorsun, kan değil.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Bir kadın susarsa, bir adamın içindeki bütün şehirler kararır.
•Sevda, kalpte açan bir ezan çiçeğidir; vakti gelince hem çağırır hem yakar.
•Aşk, yazgının kaleme aldığı en güzel isyandır.
•Bir kalbe düşmek, uçurumdan atlamak gibidir; ya kanatlanırsın ya parçalanırsın.
•Aşk, kanın yönünü değiştirir; kalp artık sadece onun adına atar.
•Kalbine ektiğin aşk, ya çiçek olur ya mezar taşı.
12 Haziran 2019 / Çarşamba / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 16:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Aşk, kalpte yankı bulan bir ezandır; her suskunluğu, derin bir sevda izini bırakır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!