Her seçimi sizin zihniyet kazanlı,
Tüm yandaşlar işe alınmalı,
Hainlere, gavurlara yaranmalı,
Yaşasın demokrasi, insan hakları.
Başkaları seçim kazanmamalı,
Seçimlerde seçilmişleri seçeriz,
Demokrasi var diye övünürüz,
İnsanlara saygı lafta, uyanlar nerede?
Yaşasın mı? Böyle medeniyet,
Yalan-hile, yalakalık-torpil şahane,
Cahilce verirsen oy, sana yapar oyun, utandırır seni,
Oy ver meyi oyuncak mı sandın, oyunla boğarlar seni,
Oyunlarla ecdadına söverler, şehitlerini üzerler senin,
Ya, seni, seni, kuyunu kazar, kefensiz gömerler seni,
Yasinler, dualar okutursun ölmüşlerine,
Hiç bakmazsın ki, kendi haline,
Ruhu bedenden ayrılmış, ölü gibisin,
Asıl sana, Yasin gerek, Dualar gerek!
Zaten canı sıkıldı mı okuldan kaçıyor, sağa, solda oyalanıyor. Birde duyuyor ki C…… emmisi eniştesiyle geçinememiş. Tekrar yakın bir akrabanın yanına taşınmış. Durur mu bizimki, ağla, sızlan ilk fırsatta emmisinin yanına. Okul olmasa da olur.
Bir işe girer çalışırım demiş kendi kendine. Para kazanmayı öğreniriz, en azından.C……. Amcasına bana bir iş bul çalışayım boş boş durunca canım sıkılıyor diyor. C. Amcasının tanıdık bir kahvehane sahibi varmış ona ricada bulunmuş oda gelsin bakalım. Madem çalışıp para kazanmak istiyor, yapabilirse çalışsın, bir hafta deneriz. Beğenirsek aylık ücretini de konuşuruz demiş…
Bizim ki ilk gün keyifle çalışır, bir-iki, çayı döker, bir-iki bardak kırar. Günü fazla zarar görmeden atlatır. Patronda olur böyle ufak tefek aksilikler, zamanla alışırsın. Deyince bizim ki ikinci günün moral deposunu da doldurmuş olacak ki ikinci günü sabah erkenden işine koşmuş. İkinci gün bahşiş de verenler olunca işe iyice ısınmış, Üçüncü günden sonra ailesinden haber gelmiş, Son beşik okuldan çok geri kaldı. 20 gün devamsızlığı dolmadan gelsin. Yoksa devamsızlıktan sınıfta kalacak.. Hadi bakalım oldu mu şimdi. Tamda işe alışmışken.. Okulda dayak, iş de para var. Mecburi istikamet okul, yaramazlıklara devam Bir gün vur yumruğu bir sınıf arkadaşının gözünü morartır, ye bir ton dayak, hem de ne dayak. Kızılcık sopasıyla, geçmezse müdürünün hıncı, çekiç sapı ile devam eder. Haklı mı? Haksız mı? Sormak yok. Göz morardıysa suçlu vurandır. Durup dururken oluyor san ki, o da bizimkinin arkadaşlarını dövüyormuş. Bir iki yaş büyük birazda uzun boylu olunca kendine fazla güven, kaba dayılık yapıyor. Sorsalar belki haklı çıkacak. Git gel, dayak, fırça, sonunda gelmiş okulun son günü. Karneler alınacak, geçtik mi? Kaldık mı? Heyecanı sanki çok ders çalışmış. Karneler dağıtılıyor, bizimki karnesine devamsızlıktan kaldı yazıyormuş sinirlenmiş, hani geçecektik. Madem kalacaktık onca dayağı neden yedik? Bir de aynı sınıfta bir kız sınıfta kalmış, onunki tembellikten. Tabii olarak ağlıyor, sızlanıyor, ben nasıl kalırım anam kızar, babam döver. Meğer sınıf öğretmeni eniştesiymiş. Hanım efendinin karnesi, akraba hatırı, kaldı karnesi, yırtılıp çöpe atılmış, geçti karnesi düzenlenmiş hadi bakalım. “Adalet mülkün temelidir.” ilkokulda ilk darbeyi yemiş, Dayaklar unutulur belki ama adaletsizlik bizinkine çok ağır gelmiş. O öğretmenini hiç unutmamış. Bizim ki birisine küstü mü, Kimse onu kolay kolay barıştıramazmış. Onun gönlünün olmasını bekleyecek. Bir iş mi yapılacak, yapacağım derse yapar. Yapmam dedi mi ısrar edilmezmiş. Israra iyice kızar yapacağı varsa da yapmazmış. Anası huyunu öğrenmiş. Ona bir şey söyledi mi, o da tamam dediyse yapar. Zorlamayacaksın Camış inadı tutmasın yeter. O işi mutlaka yapar, zorluğu önemli değil. Gönlü olsun yeter. Eş dosta da söylermiş bizimkinin huyu bu, ona göre davranın. Kırılmaca, darılmaca olmasın. Tedbir almak iyidir. 4. Sınıfı tekrar okuyacak, yeni arkadaşlar, yeni bir öğretmen. Yine yaramazlıklar, yine dayaklar. Dayak atmayan öğretmen yok gibiymiş, bizimkine denk gelmemiş. Hem öğretmenlerden bol dayak yiyorlar, hem de öğretmenlerin tayinleri çıkınca gidiyor diye ağlıyorlar. Bizimki arkadaşlarına kızıyormuş, hem dayak ye hem de öğretmen gidiyor diye ağla. Hiç akıllıca değil. Arkadaşları da kızlar ağlayınca bizde ağlamışız. Deyince bizimki onlarla dalga geçiyor, ağlayın, ağlayın kızlar gibi, hem dayak ye, hem de ağla. Kızlara uyarsanız, okul tatil oluyor üzüntüden ağla, okula başlayınca, sevinçten ağla, ağla babam ağla. Kızlar galiba işi öğrenmişler, sınıfta kalınca da ağla geç, birisiyle tartıştın mı? haksızda olsan ağla, haklısın. Kızların ayrıcalıkları varmış. Öğretmenler, analar, babalar, abiler kızlar hassas olurmuş. O yüzden onlarla iyi geçinmek lazımmış. İyi olanlara lafımız yok da. Arsız olanlar çok tehlikeli diyormuş bizimki. Oyun oynadın mı en çok mızıkçılığı kızlar yaparmış. Bizimki sinirlenirmiş. Hele bazı arkadaşları kız çocuğu olmak varmış.. Mızmızlan işlerini yürüt ne güzel. Neymiş efendim erkekler dayanıklı olurmuş. Kızlar haksızda olsa, onlara fazla yüklenilmezmiş.. Demek ki kızlardan uzak durmak da fayda var. Her hâlükârda ibre kızlardan yana dikkat!!! Son beşik olmakta kurtarmıyor.++++
Bizim son beşiğin keyfi genelde yerinde, C….. emmisi ona üç tekerli bisiklette almış ki değmeyin keyfine. Yaramaz olunca bisiklet demirden de olsa fazla dayanmamış bizimkine, oyuncak arabalar, tabancalar, elmalı şekerler. Şımardıkça yaramazlıkları da artıyor. Her istediğim olsun istiyor. Ama o günlerinde sonu bir anda gelivermiş.
C…… emmi Küçük bahçeli evini satmış. Neden sattığını Kimselere söylememiş. Paraları ne yapmış. Kimileri kumar oynamıştır, kimileri yanlış yerlerde harcamıştır, bir sürü olur, olmaz laflar. En olur tarafı, damadının borçlarını ödediği. Damadı hiç çalışmaz, her gün sabah kahvehaneye gider, akşam gelir. Bol Şeytan nefesi (sigara) çeke, en ucuzundan, en dumanlısından. Çoluk çocuk ne yer ne içer umursamazmış. C……Emmi de onların yanına taşınmış mecburen, tek odalı bir ara yere… Bizim son beşikle görüşmeler, kesilmiş ister istemez. Son beşiğin yaramazlıkları iyice artmış. Koştururken bir gün kafasını yarıyor. Anası koşturup bir avuç toz şeker, bastırıyor kanayan yerin üzerine, bir parçada temiz bez bağla kafasına haydi, oyuna devam.
Nerede öyle ambulans, ambulans adı bile yok. Bir gün düşer ayağını yaralar, bir gün kolunu. Toz şeker pansumanı tamam geçti, geçti birde dua tamam oyuna yine devam. Derken Bizim son beşiğin okul zamanı da gelmiş.
(C…….) emmi yaşlı namazında niyazında bazen sinirli, genelde sakin, hemen evinin karşısında kardeşinin evi olduğu halde hiç görüşmezlermiş. Bizim son beşik neden hiç görüşmüyorsunuz, konuşmuyorsunuz diye sorduğunda? Boş ver babam can, sağ gözün sol göze faydası yok. Boş ver deyince, Oda üstelemezmiş.
Kızı var, damadı var, torunları var. Hatta en büyük torunu erkekmiş onu okula (C… ) emmi yani dedesi götürüp getirirmiş. Ortaokul 3-3 de lise 6 yıl az değil, Okulda 4-5 km uzaktaymış, kış yaz demez üşenmezmiş. Torun okulu bitiriyor. Öğretmen oluyor, bir de öğretmenle evleniyor. Önce dedesini sonra ailesini unutuyor. Dedesini bir kez bile ziyarete gelmemiş, nedendir bilinmez? Fazla soruda sorulmaz. Üzülmesinler diye. Günü gelince söylenmezler de, söylenir. Nasip olursa öğreniriz bir gün, zaman neler getirir kim bilir, kimi zaman üzer, kimi zaman sevindirir.
(E……) abla o( C…….)emmiden on yaş daha büyükmüş. C… emminin ilk karısı ölünce onunla evlenmiş. Kimsesizmiş C…. Emmiden daha gariban yani.. O da namazını kılar, orucunu tutar, ev işlerini yapar. Boş zamanı olmaz hep teşbihle zikir çeker, dua eder, pek konuşmaz, sorarsan cevap verir. Ama güzel masallar anlatırmış.. Mahalledekiler onları evlerine davet eder. Masallarını can kulağıyla dinlerlermiş. O zamanlar televizyon yok, radyo yok. Masal anlatacak insan az bulunur. Son beşikten büyük kardeşler çok faydalanmışlar. E…… abladan.. C….emmiden. İnsanoğlu herkes kendi alemin de. İşi biten yol alıyor. Vefalısı var, vefasızı var. Her kesin kendi sınavı. Biz dileriz herkesin sınavı çok başarılı geçsin, Cennetliklerden olsunlar. Şeytanları sevindirip cehennemliklerden olmak sonsuz pişmanlıkları yaşatır……..
Evet! Eskiden insanlar sinirlendi mi, kavgaya ramak kala, bir büyük şeytana uymayın akıllı olun dedi mi, kolay kavga olmazmış. Büyüklere saygı var. Büyüklerin yanında kavga eden oldu mu, Babası, Amcası veya başka bir büyüğü duydu mu kavga edelere gereğini yaparmış öyle, sana ne? Ona ne? Bize ne? Olmazmış. Büyüğünü dinlemeyen gençler kınanır, yüz verilmezmiş. İlle büyüklerinden özür dileyecek, ellerini öpecek helallik alacak. Büyüklerde büyüklüğünü bilirmiş hani. Gençlere nasihatler yanında, çok güzel duaları olurmuş. Bir bardak su verdin mi, Su kadar aziz ol evladım. Hayırlı kısmetlerin olur İnşâ Allah, ömrüne bereketler yağsın gibi. Hayr duaları edilirmiş, dua alanla almayan bir olur mu? Olmuyor da zaten. Hayatımızda sık sık karşılaşıyoruz. Babaya, Anaya sana ne, ben özgürüm, bana karışmayın diyenler. Hayatın ders veren sillesini yiyince! Haklıymışsınız demekle iş bitmiyor. Kırılan kalpler kolay onarılamıyor. Ne ekersen onu biçiyorsun.. Kötülük, saygısızlık eken asla, iyilik, saygı bulamıyor. Tövbe ettim demekle olmuyor. O da emek istiyor, sabır istiyor.
Cehennem var mı? Bil mi yor muş,
Cennet var mı? Bil mi yor muş,
Var diyenlere inanmıyormuş,
Ya yok sa? diyormuş,
Günahlara dalıyor,
Ne kadar yükselir sen yüksel,
Toprağın altında yerin çok özel,
Sakın unutma, haddini aşma!
Cehennem var, Cennet var, şaşırma!
Ya yoksa deme, ya varsa de,
İt severler insan sevmezler iblis gibi,
Kindar, yalancı, zalim olurlar iblis gibi,
Bin bir suret siyonist yahudiler gibi,
Yazık, insanlık üç-beş zalime köle gibi!
Algılarla goimler yetiştirilmiş şuursuz gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!