.
Güneş, denizin eteğine çöküp uykuya daldığında
ve dünya ellerini saklıyorken son hızla
mahsenlerin ceplerindeki son taşları biriktiren çocuklar da olmasa
siyahtan başka rengi kalmayan bu kent neredeyse kahrından ölüyordu
Sırf bu yüzden senin minicik ellerine
neler yükledim sevgili çocuk
bilmiyorsun
Sen annenin parmaklarını ilk defa kavradığında
’sabah’ Dicle kıyısında suya durmuş kekliklerin ansızın havalandığı andı
Kokusu tüttü burnumuzda cennet güllerinin
ve hıdırellez dilek ateşlerinden dökülerek bir koşu
sesimizdi kulağını dualarla geçen ilk yazda
Şarkılar uçuştu gözlerimizden
ve meridyenlerce sevinç bölüşüldü
seherin ilk nefesinde bir annenden bir benden
İlk kez kutsal nehirlerin şavkını okşadık
tek yudumda içilen
Sağrıları karbeyaz güvercinler
aldığın her solukla kutsal mabedlerin eteklerine tünüyordu sevginle
yeniden
yeniden
Annenin memesine ilk kez daldığında o minicik ağzına dolan
barış türküleriydi şarkın
Ah sevgili çocuk
güvercinim, Eylül’üm Semâ’m, Şevin’im
İpekyoludur ayaklarına serdiğimiz kadim ağrılarla dolu bu hayat
bin kez kutsanmış olana ne söyleyebilirim
Mayınların karanfillerle yer değiştirip boy vereceğini umduğumuz
ve uzun bekleyişlerin bittiğini söyleyen
sonsuz kardeşlik müjdecisi ellerinden özgürlüğe uçurduğumuz
Esmer güneşli herhangi bir günde
ve içli ağlayışlarla bezenmiş bembeyaz tülbentlerle sımsıcak gülümseyebilmektir umut
.
daima gülümse
Kayıt Tarihi : 13.01.2010 21:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




her yolu yürünür bulduk bir vakit
kaybolduk
ulaşmak zor menzilimize...
-bizim bir şeyimiz yoktu, ulaşacağımız ve yitrebileceğimiz bir şey kalmamıştır.. neden kabullenemiyoruz..bilmiyoruz..
TÜM YORUMLAR (1)