Bu mevsim
ne çok benziyor ömrümüze
hayat da böyle...
İçimizden solan ne varsa,
yaprak yaprak eksiliyor
bir bir dökülüyor
Her düşen yaprak
bir şeyler söylüyor insana;
kimi zaman geçmişten,
kimi zaman kendinden…
Sonra bir banka oturup
tabiatın temaşasını,
hayatın derin melankolisini
İçten içe sorguladığın oluyor kendini
Ya da anlamsızca
Uçuşan yaprakları izliyorsun
Hazanla susmak,
özlemenin en uzun cümlesi;
Eylül,
o cümlenin en hüzünlü mevsimi..
Kahverenginin
seni hatırlatması
ne tuhaf, değil mi ?
Dalından bir yaprak daha düştü
Kondu avuçlarıma;
senden bir selâm vardı sanki
renklerinin arasında.
Bir tarafı turuncu,
bir tarafı açık yeşil...
Kalbine dokunup
Sararmadan taşımıştı
sevginin renklerini yine..
Eylül akşamları çökerken
sensiz kalan bu şehre,
şiirlerin, türkülerin içinde
senden kalma bir nağme
dokunur yüreğime yine.
Sararmış yapraklar savrulurken,
Bir yıldız kayar gökten;
dilek tutarım içimden.
Belki göğe bıraktığım dilek,
bir yerlerde sana ulaşır
Her satırın başında,
her şiirin mısrasında,
belki bir dizede bulurum diye.
seni ararım yine
Sen yoksan Eylül de
eksik kalır gözümde,
Ben bu mevsimi
seni severken sevdim, ey güzel;
hazan bile bahârdır
sen olduğun yerde yine.
Mevsimler değişir,
sevilen değişmez;
hangi mevsim olursa olsun,
zehmeri kış olsun;
ben seni gönlümde
ilk kez sevmişim gibi
severim yine.
Eylülün de güzelliği var,
hazanın da baharı;
olsun be...
sen benim gönlümde
her mevsim
ilkbaharsın yine...
Kayıt Tarihi : 1.09.2026 13:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!