Bir hülyanın belirsizliğinde,
Eylül’ün tam da ortasıydı gidişin.
Hâlâ kulaklarımda yankılanır o kelime,
Kalbimin duvarına vurur cehennemin.
Dün gece çöktün yine yalnızlığıma,
Yürüdüğüm bütün yollar sana çıktı.
Camların buğusunda gözlerim üşüdü,
Savruldu bir iki damlası, yastığımı ıslattı.
Bu ömrünün sonu, biliyorum,
Vuslat kirpiklerime kadar indi.
Kimsesizliğim savruldu Eylül’de,
Aynalarla dost olduğum günler çok eskidendi.
Şimdi yıldızlar kadar uzaksın,
Sonbahar yağmurlarını bekliyorum.
Turnalar çoktan göçtü,
Son Eylül’de son kez dilek tutuyorum.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Zaman, en büyük öğretmendir; ama biz, öğrendiğimizde genellikle kaybetmiş oluruz.
•Bazı ayrılıklar cehennem gibi değil… cehennemin kendisi gibidir.
•Cam buğusu masumdur sanırlar; oysa en çok orada üşür gözler.
•Yastığı ıslatan gözyaşı değil, hatıranın ağırlığıdır.
•Vuslat kirpiğe indi mi artık göz değil kader titrer.
2 Eylül 2018 / Pazar / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zaman, en büyük öğretmendir; ama biz, öğrendiğimizde genellikle kaybetmiş oluruz."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!