Akıl mı erer bu deli gönüle,
Yâr olmaz birine gidip düş oldu...
Ayşe, Fatma, varken meyli Zühale,
Yâr olmaz birine erip düş oldu...
Bir dilber rastladım,
Cemaline bir baktım bir daha baktım, yaklaştım.
O da baktı bana,
Yaklaştı benden yana...
Biraz yürüyelim mi dedi,
"Kurban olam" diye diye,
Kandırıyorsun sen beni
Sevgimdir sana hediye,
Sen bana de kandır beni.
Sevdan ile yanmaktayım,
Bir yanım laz'dır benim,
Yani Lazım Laz !
Uyy çesulayım saaa
Burada gizli her şey var anlıyor musun
Anlayamıyorsun !
Çünkü Laz değilsin
Ey Profesör bak, Akademiye,
Karanlık bir yere gidiyoruz gör.
Bilimsel düşünce, pamuk ölüye,
Yanmaz kefenleri giyiyoruz gör.
Pamuk, buğday, nohut ekimi yasak,
Yürüdüm yürüdüm huzura vardım,
Mekanı canına yüzümü sürdüm.
İçimden içime yanan od gördüm,
Narı sacında ben pişmeye geldim.
Kanatsız dalına uçup tünedim,
Yanan dumansız ateştir,
Ses sedasız gelmez dile.
Benzer sönmeyen güneştir,
Yanmayanlar nereden bile.
Sessiz sedasız hep yanar,
Dalgalanır derya bendin aşarsa,
Sevdalar kaynarsa coşup taşarsa,
Gönül dağlarına ateş düşerse,
Börtü böcek yanar,uçan kuş yanar.
Sevdanın uğrunda gelirse ölüm,
Eşmenin dereleri, doli akayı doli,
Sallanıp da şu gelen, saçları bigudili,
Kız senin de uğruna, kesilenin ben olim,
Yaktın ciğerlerimi, yanayı cayır,cayır.
Kartepenin üstünde akşam günü batayı,
Saçlarının burmasına,
Sinen saklı hurmasına,
Hele gerdan kırmasına,
Yanayım mı tüteyim mi?
Vuruldum o ince bele,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!