Ey Profesör bak, Akademiye,
Karanlık bir yere gidiyoruz gör.
Bilimsel düşünce, pamuk ölüye,
Yanmaz kefenleri giyiyoruz gör.
Pamuk, buğday, nohut ekimi yasak,
Yürüdüm yürüdüm huzura vardım,
Mekanı canına yüzümü sürdüm.
İçimden içime yanan od gördüm,
Narı sacında ben pişmeye geldim.
Kanatsız dalına uçup tünedim,
Bu sene sen bana yaşlar döktürdün,
Ne mutlu uğruna yaş döktüğüm var.
Nice nadanlara boynum büktürdün,
Ne mutlu uğruna boyn büktüğüm var.
Sen olmasa idin olmazdı böyle,
Tarihten ders alsak, bu günümüze,
Arap, Afgan, acem, doldular bize,
Yabancısı olduk öz ülkemize,
Güzelim ülkemde doku değişti.
Patates, Domates, Buğday, Arpa'sı,
Gül yüzlü Sultanım merhamet eyle,
Derdimin dermanı sende versene.
Sensizlik çölünde neyleyim söyle,
Can suyum, ten ruhum sende versene.
Yar bende ki halin; ayın şavkıdır.
Akıl mı erer bu deli gönüle,
Yâr olmaz birine gidip düş oldu...
Ayşe, Fatma, varken meyli Zühale,
Yâr olmaz birine erip düş oldu...
Bir dilber rastladım,
Cemaline bir baktım bir daha baktım, yaklaştım.
O da baktı bana,
Yaklaştı benden yana...
Biraz yürüyelim mi dedi,
Yanan dumansız ateştir,
Ses sedasız gelmez dile.
Benzer sönmeyen güneştir,
Yanmayanlar nereden bile.
Sessiz sedasız hep yanar,
Dalgalanır derya bendin aşarsa,
Sevdalar kaynarsa coşup taşarsa,
Gönül dağlarına ateş düşerse,
Börtü böcek yanar,uçan kuş yanar.
Sevdanın uğrunda gelirse ölüm,
Eşmenin dereleri, doli akayı doli,
Sallanıp da şu gelen, saçları bigudili,
Kız senin de uğruna, kesilenin ben olim,
Yaktın ciğerlerimi, yanayı cayır,cayır.
Kartepenin üstünde akşam günü batayı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!