Sobanın içindeki son odun da çatırdayıp sönmeye yüz tuttuğunda, evin içi yavaş yavaş soğumaya başladı.
Zehra ellerini dizlerine koymuş, karanlık mutfağın camından dışarı yağan yağmuru izliyordu. Çatının bazı yerlerinden damlayan sular eski tencerenin içine “tak… tak… tak…” diye düşüyordu.
Ev sessizdi.
Eskiden bu evde kahkaha olurdu. Küçük ayak sesleri olurdu.
“Anne acıktım…” diye bağıran bir çocuk sesi olurdu.
Şimdi sadece sessizlik vardı.
Zehra, eski sandığın içinden küçük kırmızı bir kazak çıkardı. O kadar küçüktü ki iki avucunun içine sığıyordu. Kazağın yakasını yüzüne götürüp kokladı. Çoktan gitmiş olan o kokuyu hâlâ arıyordu.
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Devamını Oku
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta