Tut destan sonunu, çekip toparlan,
Gör noksan besteyi, kayıp diyardan,
Kim anlar, sorsan onu çığlıklardan?
Kaçak nefesler, rüzgara sarılsın.
*
Uçurum dibine, düşen taşlarla,
Sen ozan kesildin, kara kışlarla,
Sözcükler eğimli, toy bakışlarla,
Kurt göçünde, kamil adam çınarı.
*
Güneş tütüyorsa, Aral Ovası,
Çözüm mü gölgeye, karga yuvası,
Cama ışık vursa, sevinç davası,
Tene deva hudut, hepsi mutlu an.
*
Tut sabah erkenden; süzgünden uçlar,
Gör bak çam ormanlarını, zor suçlar,
Bir beyit noksandır, çelik tok burçlar,
Eski bir dilsiz simadır, o beyit.
*
Telaş bilgenin, o servet yazarın,
Cahil kalan tipi, korkunç pazarın,
Öz varlığım bizzat; yenik mezarın,
Ozan tavırlısın şimdi, tam bu gün.
*
Sarp inişte sümbül, kökü kazılır,
Ayaz sert, kor gaddar, bu da yazılır,
Mart kedisi, hep orada barınır,
Ruhum kir, ağzım kül, evet şanslısın.
*
Tut gece yarısı, sessiz apansız,
Gör ıssız çölleri, kumlu ormansız,
Boş mısra facia, inci oransız,
O ırak kimsesiz yollar, bu mısra.
*
Ulu anlayış, onuru sevenin,
Gaflet dolu ruhu, her bir cerenin,
Öz şahsım bizzat dost; susmuş serenin,
Ozan tavırlısın şimdi, tam bu an.
*
Sarp düzü erengül, dikenli aşın,
Gündüz kör, gece loş, nerde gök taşın?
Uyusun naaşın, kurt ulur kışın,
Cismim kir, aklım kül, evet şanslısın.
Kayıt Tarihi : 6.04.2026 11:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!