Ey göğün bağrındaki Ay Yıldızın nuru, gitme,
Güneşi türbedar kılıp, sönmeyi kastediyorsun, etme.
Yedi iklim dört bucak seninle buldu huzuru,
Kendi yurdunu kendine gurbet ediyorsun, etme.
Tanrı Dağı’ndan esen yel senin nefesindir bilirim,
Ergenekon’dan çıkan ateş senin sesindir bilirim.
Tarihi dize getiren o vakur gölgene kurban olayım
Cihanı bu heybetinden mahrum ediyorsun, etme!
Malazgirt’te açılan kapı, Söğüt’te boy veren çınar,
Sana susamış bu toprak, senden akar kutsal pınar.
Atilla’dan süzülen kan Fatih’le şahlanan vakar,
Sen bu koca destanı terk ediyorsun, etme!
Kürşat’ın kırk çerisiyle yardığı o karanlık gece,
Senin adınla çözülür dillerdeki her zorlu hece.
Gökbörü’nün izinde, ufku bürümüşken bin bir bilmece,
Yolu yordamı unutup neye hayret ediyorsun, etme!
Viyana önünde mızrak, Çanakkale’de aşılmaz sursun,
Sen mazlumun duası, zalimin göğsüne vuran vakursun
Al bayrağın gölgesinde dindirdiğin bunca ah varken,
Kendi gölgeni kendinden sürgün ediyorsun, etme.
Ey Türk! Sen ki varlık sahasının en çelik kalkanı
Ötüken’den Tuna’ya kadar bitmeyen o büyük sevgisin.
Şu fani dünyada ezelden ebede bir tek sensin
Varlığını yokluğa mahkûm ediyorsun, etme.
Gözünü aç ki bir olursak her bir köşesi olur vatan
Seninle güler ancak toprak altında kefensiz yatan.
Aşkınla yanan yüreklerin ocağını bırakıp gitme,
Sen bu milleti öksüz, bizi sensiz ediyorsun... Etme.
(Mevlana Celaleddin Rumi'nin "Etme" Şiirin den esinlenerek yazılmıştır)
Mücahit Kurnaz
Kayıt Tarihi : 26.04.2026 12:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!