Üşürdü ellerim ve sen bilmezdin
Bilmezdin gecelerimin ne kadar karardığını
Kulaklarımı dolduran sessizlikte aradığım sendin.
Bedenimi saran karanlıkta hissettim seni.
Güneş hiç yakabilir miydi dünyasını?
Kalabalıklar arasındaydım, öylesine ıssız.
Hiç yazılmamış bir masalın son cümleleriydi bizimkisi
Merhabadan önce düşmüştü elvedalar dilimize
Hüzün çökmüştü çoktan kurak mevsimlere
Bulutsuz gelen yağmur sağanağı gibiydi
Susamış dudaklarımızı ıslatmadan daha
Buharlaşmış, hayaller denizine dökülmüştü
İnsanın yaşarken çekilir mi bedenden ruhu?
Yerinde duran tüm renkler siyah-beyaza döndü.
Yıkıntılar arasında can çekişiyor bedenim.
Bir nefeslik değilmiydi ömür?
Neydi beni karanlığa iten?
Işıklarımı kim çaldı?
Sen gittin
Sanki yıldızlar gökyüzünden çekildi
Kurumuş bir nehir kıyısında, susuz kalmış bir ağaç gibiyim
Yağmura hasret dallarım
Renklerim solmuş, güneşim batmış
Ebedî karanlıklara gömüldü şimdi yüreğim
Aramızda bir adım vardı
Oysa o adım dünya kadardı
Sandım ki güneş doğacak
Bakışların yalancı bir bahardı
Gülmeyi tam öğrendiğim yerde sustu sözcüklerim
Şimdi hiç gerçekleşmeyecek hayallere sürgün yüreğim
Senin telaşın hiç bitmez mi, dünya?
İzin ver biraz güneşe bugün de doğmasın
Uyanma bugün yürek pencerelerine
Yalancı baharlarını sakla en derinlere
Uçmasın kuşların sonsuz maviliklerinde
Ekme umutlarını gözlerimin nemine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!