taşıyor omzunda emeği
yılların ağırlığını değil
susmuş bir tarihin yükünü de
bir avludan geçer gibi değil
eskimiş bir evin ahşap kokusuna
bir kırmızı banka bıraktım kendimi
gitmeyenlerin değil de
dönecek olanların hikâyesiymiş gibi
bir ses düşse sokağa
zincifre kaplı dizelerim
yanlış yazılan bir harfte
ateşe düşmüş yaprak
başlamadan bitmiş bir hikayede
yanmış, is içinde nefesim
Çığlıklarım adım başı sokaklarda
Gölgeye sarılmış
Kirlenmiş her imdadımda
Siyahla beyazın efdali
Ardıma düşer zaman,
ağaç olur.
Kökleri anılarımda,
dalları meçhul bir yarında
Bir eşik durur önümde
gece oldu yine
sessizce çöken omuzlarıma
eski bir şarkı gibi yokluğun
bir pencere aralığında bekledim
bile bile gelmeyeceğini
Gün doğmadan inerim yokuşundan
Nazar edemem gözlerine pencerenden
Bilirim elinde yüksüğün ve de iğnen
Rengarenk dünyanda ibrişimlerin
iki ağaç bir kıyıda
biri sana benzerdi sessizliğiyle
biri bana
eğilmiş göğe doğru
biraz kırgın biraz yorgun
gelemeyen ve de gidemeyen sözlerim
sürükleniyor akıntıyla devrikliğim
düşlerim hapsolmuş
pranga dolanmış boynuma
nefes alamıyorum
Kasvet örtmüş penceremi,
Süzülsede arada damlalar,
Aydınlanmıyor dört duvar
İç döküşlerim tek, adımlarım yeknesak
Hep sorular var bana bakan




-
Es Ra
Tüm YorumlarNe güzel kelamdân anlayan güzel bir kalemin beğenisini kazanmış olmak. Hem hâldaş hem adaşım...Sevgiler sana şair.