Kıyıdayım
Bir taşın üzerinde
Siyah ve beyaz arası bir yerde
Deniz önümde
Sen yokken bile sen kadar derinde
Siyahım belki,
kötü sanılan tarafta
Oysa beyaz bir sessizlik taşırım göğsümde
kimse dokunamaz ruhuma
Vedalar öğrendim taşlardan
Asılı paslı bir çiviye
Eğrilmiş kadrajı
Kenarı kıvrık, saklı köşesi
Boş çerçeveye yakın
Siyahı azca
Beyazı ise neredeyse sepya
gelemeyen ve de gidemeyen sözlerim
sürükleniyor akıntıyla devrikliğim
düşlerim hapsolmuş
pranga dolanmış boynuma
nefes alamıyorum
Kasvet örtmüş penceremi,
Süzülsede arada damlalar,
Aydınlanmıyor dört duvar
İç döküşlerim tek, adımlarım yeknesak
Hep sorular var bana bakan
Gün doğmadan inerim yokuşundan
Nazar edemem gözlerine pencerenden
Bilirim elinde yüksüğün ve de iğnen
Rengarenk dünyanda ibrişimlerin
Çığlıklarım adım başı sokaklarda
Gölgeye sarılmış
Kirlenmiş her imdadımda
Siyahla beyazın efdali
Ardıma düşer zaman,
ağaç olur.
Kökleri anılarımda,
dalları meçhul bir yarında
Bir eşik durur önümde
zincifre kaplı dizelerim
yanlış yazılan bir harfte
ateşe düşmüş yaprak
başlamadan bitmiş bir hikayede
yanmış, is içinde nefesim
revan oldu ayaklarım koyağıma
güneş öpüyordu çiğdemleri
düşmüş kozalakların arasında
azınlığa düşmüş sayıları
varlıkları da yokluklar listesine
gençliğimin eyyamında




-
Es Ra
Tüm YorumlarNe güzel kelamdân anlayan güzel bir kalemin beğenisini kazanmış olmak. Hem hâldaş hem adaşım...Sevgiler sana şair.