Sensizlik içime öyle çöktü ki
Dün gece rüyama girdin ansızın
Sevdanla tutuşup öyle yandım ki
Bir damlacık buse verdin ansızın
Duymasın kimse bilmesinler adını
Gün biter
Hüzün çöker üstüme
Tel tel yıldızlar kayar
Saçlarımdan her gece
Bulutlar gizler
Ayımın hilâlini benden.
Haziran onbeş deyince;
Yayla çağıdır!
Kız, onbeşine değince;
Gelinlik çağı...
Bizim oralarda adet, böyleydi
Neylersin, eskiden..!
Seni sevmek
Berrak denizlere dalmak gibi
Korkusuz
Ezelden ebediyete yolculuk gibi
Sonsuz
Dağlardan sıcak bir kumsala atlamak gibi
Nihayet, Eylül'lü de bitirdik!
Şimdi, sırada
Ekim'in masumiyeti var.
Bir de kuşların ve benim
Sıcak ülkelere göç etme vaktimiz geldi!
Çünkü
Akıl terazisi şaştıktan sonra
Ay doğup bacadan aştıktan sonra
Yolumuz yokuşa düştükten sonra
Gelsen ne olur ki gitsen kime ne!
Tüten ocaklar söndükten sonra
Seni düşündüğümde
Önceleri...
Sevinçten, neşeyle akan
Bir pınara dönerdi gözlerim.
Hiçbir yere sığmazdı yüreğim.
Sesimde öterdi kuş cıvıltıları
İnsanlık azaldıkça çoğalır maddecilik
Maddecilik çoğaldıkça robotlaşır insancık
Robotlaşan ruhudur, aklıdır
Robotlaşan yüreğidir, hisleridir
Ama yüzü değişmemiştir
İnsan aldanır bazen bilmeden
Akşam olacak
Bir kızıllık belirecek gözlerinde
Oradan dağlara ve
Gökyüzüne yayılacak cemre
Sesim uzaklardan
Çın çın yankılanacak kulaklarında
Mümkünü yok ama
Günün birinde
Sen varken yüreğimde
Senin yerine
Başka birini seversem hani
Korkuyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!