Bir sabah, vaktin en ince yerinden süzüleceğim
Cebimde güneşten koparılmış altın tozları,
Avcumda henüz soğumamış bir merhametle.
Kilitli kapıların pasını silecek sesim,
Karanlığın kalbine beyaz bir çivi çakacağım.
Geleceğim;
Yorgun suların uykusunu bir ney sesiyle böleceğim,
Toprağın küskünlüğünü bitirip,
Taşın bağrına çiçeğin rüyasını ekeceğim.
Açlara ekmek değil, bitip tükenmez bir hayal vereceğim,
Yalnızlığın sırtındaki o ağır hırkayı alıp
Yerine gökyüzünün maviliğini giydireceğim.
Dargın renkleri barıştıracağım tuvalde;
Siyahın elinden tutup beyaza götüreceğim.
Sesleneceğim en derinden:
"Ey kederi kendine azık edenler!
Bakın, kuşların kanatlarında taze bir bahar getirdim!"
Kırbaçlanan rüzgarı teselli edeceğim,
Zindandaki gölgeye günışığından bir pencere çizeceğim.
Kurumuş kuyulara göğün sarnıcını boşaltıp,
Yetim kalan her gülüşe bir anne şefkati takacağım.
Sınırları, telleri, o soğuk duvarları
Birer kağıt gibi yırtıp rüzgara savuracağım.
Kurdun uykusunu kuzunun nefesiyle süsleyecek,
Zulmün dilindeki paslı kelimeleri
Gül suyunun neşesiyle yıkayacağım.
Geleceğim;
Herkesin yüzüne bir ayna tutacağım,
Öyle bir ayna ki;
Baktığında herkes kendini bir başkası sanıp sevecek.
Dalları meyveye değil, aşka eğeceğim,
Yolları menzile değil, yola aşık edeceğim.
Işığı içeceğim bir yudumda,
Ve göreceksiniz;
Dünya, bir çocuğun elindeki pamuk şeker kadar
Yumuşak ve tatlı olacak sonunda.
17.04.2026 - Şirinevler
Hasan BirinciKayıt Tarihi : 27.04.2026 15:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (1)