.
Yansın dedim tahtlar, yansın saraylar,
Beni hapsettiğiniz o sahte duvarlar.
Dönsün tersine mevsimler, aylar,
Ben o bağları kökünden kopardım.
Özgür olabilmek için dünyayı yaktım.
„isteğinin yüz gram yağ olduğunu nereden bilebilirdim çocuk! “
Sıcak, aramıza buğulu bir perde geçirmişti
Ben yarım adımlarla sana yaklaşırken
Bazıları senden geçiyordu
Elini “Bir dakika” dercesine kaldırışında
Sil at dostum onları
Duvarda ki notları
Ne yan yana ne alt alta yapma
Aklında ki ince hesapaları
Sil onları
Olmadı çizgi çek hepsine
Gün isigina cikarilmayi bekleyen
denizin dibindeki sünger gibiysem
sana yazilan siirlerdir sebebi
Seni o kadar icip icip
dolu kadehler kadar yazmislar ki
o kadar cok sözetmisler ki senden
Dün gece yağmur yağıyordu
Sevgilim çikmadı sokağa
Islanmaktan,
Sırılsıklam olmaktan korkuyordu
Ben bir şemsiyenin altında
Hain hain gülüyordum
Daha tomurcuk bir gülüm ben
Bilmem sevdayı, sevdalanmayı
Bakma yapraklarımda ki damlalara
Gözyaşlarım değil onlar
Dün gece ağlayanlardan
Dün gece ayrılanlardan düştü yapraklarıma
Sevmek için çıktıysan yola
Bakma kim var durakta
İnen de bir binen de bir
Hepsine yer ver gönül tahtında
Bir kapı kapanır, bir perde iner,
Gürültü kesilir, feryatlar diner.
Herkes bir "neden" arar durur da,
Cevabı sükûtun içinde gizler.
Toprak mı alır, ruh mu yükselir?
“Yaşadığımız her gün, günahlarımızdan arınmamız icin tanrının bize tanıdığı son şanstır”
Aydın Erol'a
Çocuk;
Hayatın aynı sahnesinde yer aldık
Koşar adım dans eder gibi
Öyle bir tebessüm birakip gittin ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!