Nilüfer sabahları zamanı
Harikaların mucizesi bahçede
Sıcak bakışlarından kaçamam
Takılır gözlerin kahverengi
Kelebekler uçar koynundan
Düşer sevdam derine
İkizköy adı derler
Bilesin tüm Anadolu köyleri
Kurdun, kuşun ve komşuların yuvası
Buram buram sarar boylarınca, çam, ardıç, zeytin kokusu
“ve elleri kelepçede”
Vatanın neresi diye sorarlarsa
Bu sabah
Bir güvercin uyandırdı
Boynunda yeşil atkısı
Güneşle merhabalaşmış...
Sıcağını taşıdı koynuma
Beraberce uçtuk
Şairler midir?
Şiirin peşinden giden
Yoksa,
Göz göze geldiğinde yüreğine düşen ateş
Ve kara sevdanın,
Ekin iken harman olan
(Sevimli notalardan fa‘ ya)
Sıradan evlerin soğuk sarı ışıkları
Akşam olunca kader olur
Soluk toz boyalı duvarları
Yeşil küflerini göstererek aydınlatırdı,
Mavi denizin beyaz köpüğü
Güzeldir
Doldur avucunu maviyle
Balığın rengini yosunun kokusunu unutmadan,
Kahverengi toprağın sarı başağı
Güzeldir
Eylül tehlikelidir,
hava mesela,
bozar, karışır ansızın
mor olur gökyüzü
asar suratını,
Ağaçlar mesela,
Bana fazlasını anlatır
tan ağırırken kızıllık
insan okurum gökyüzünde
güneş bahanedir
Damla damla düşen
yağmur sanırsın
Yağız atlar doldurur dörtnala ovayı
Yeleleri gelin duvağı, savrulur
Yer sarsılır, yıldırım düşer
Ben sarsılırım, kopamam kara gözlerinden,
Çağlayanlar dökülür boz kayalardan
Karların coşkusudur, avazıdır
“Oğlum yüzmeyi bilmezdi ya
suyun içinde ne yaptı”
“Gitti mi benim oğlan şimdi”
“Gene de söyleyemem ihtiyacımı
canım ayıp olur şimdi”
“mecburen birbirimiz sürüyeceğiz şimdi”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!