Leyla'ya Mecnun'a ben inanmazdım
Kerem'i Aslı'yı hiç tanımazdım
Bir gün canevimin kapısı çaldı
Kim o diyemeden çat gönül açtı
Kapı açar açmaz yürek sızladı
Ne geldi ne gitti gurbet ağladı
Ölümden korkmuyorum yapacak işlerim var
Mezarımda aklıma gelirse üzülürüm
Murat alamadığım meramım gözlerim var
Ruhum bedene girse hasretinden ölürüm
Bu zaman değil gönül yâr zaman değil gönül
Özlediğim hayatı
Dökemedim şiirlere
Özledim de köyleri
Hasretim sehirlere
Gönüllere mıhlandım
Sığamadım evlere
Sen gidince bu evin çiçekleri soluyor
Odanda gül kokuyor baban da sen kokuyor
Bir hâtırândan kaçsam öteki yakalıyor
Vuslatı güzel kızım gurbeti sen kokuyor
Aşık Erdoğan der ki kızınızı yormayın
İnsanlar sizin, ya hüznünüzden,
Ya da neşenizden nemalanmaya çalışır.
Ne hüzünlüyken, sıkıntılarınızı;
Ne neşeliyken hayallerinizi paylaşın!
Aleniyet hır-dır güzellik sır-dır.
Doğarken akranın senin yaşında
Ölürken tertibin çocuk yaşında
Gezme ey Erdoğan hevâ peşinde
Güzel yâd etsinler peşinden seni
Koşma ey Erdoğan dünya peşinde
İhramını giyseydin böyle dar günde
Belli ki cenneti çok istiyorsun
Veda tavafını yapsaydın Gazze'de
Ebabil kuşu gibi uçsaydın
Temsili taşlamayı tehir edip bu sefer
Devlet Su İşleri'nde bir sessizlik
Mevsimler yaz gibi kışın ortası
Haritadan Metin, Kayıttan Fatih
Olanca ruhumla cenneti gözlüyorum.
Esme rüzgâr dağlarım karlı benim
Her bayramda yoluma bir çığ düşer
Gönül sevdalanır yürek burkulur
Gurbet yanar sılaya hasret düşer
Zile bastığımda
Duymadığını hatırla
Gel dediğimde gelmediğini
Canın çay çektiğinde
Hatırla çayı çok sevdiğimi
Ağladığın zaman ağlattığını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!