içimde bitmeyen bir fasılsın....
gün batımından sabaha....
yanarım için için kızgın kumlar gibi....
hafiften bir rüzgar vurur yüzüme...
dalgalar sahili döverken....
bu bir rüyaysa uyanalım artık....
insanım deyip gezemiyorum....
çok kirlendik yunalım artık....
bağlandı ellerim çözemiyorum....
kalbimle nefsim savaş halinde....
ne garip dünya birader....
dün söve söve bitiremediklerimizi.....
bu gün öve öve bitiremiyoruz...
yarında döversek şaşmayın....
siz siz olun bulaşmayın....
beni buralara kadar attı....
içimde ki sancı....
kapıyı aç hancı....
sorma kimsin diye....
bir garip yolcu....
ne yalancı ne de yabancı....
bir dününe bakıyorum....
bir de bu gününe....
nereden nereye....
dönmüşsün kördüğüme....
şaşıyorum gördüğüme....
duvarlarını taş yapmışlar...
üstünü de kaş yapmışlar...
ne de güzel hoş yapmışlar....
çıkmış dama yuvak çekiyor...
çörteninden sular akıyor...
ziyaretime gelen ilk on kişiye...
senden öfkeyle bahsettim....
başucuma koyduğun şişeye....
yaşanmamış ömrü hapsettin....
örselenmiş yorgun bedenim....
bir hayaldin bir düştün....
içi boş bir kitap....
daha sayfaları yazılmamış....
sen vardın içinde koşup onuyordun....
geldin düşler ülkesinden....
doldurdun içini....
bir tavşan gibi ürkek ürkek....
kırlarda dolaşırken ben....
karların altından gülümseyen çiçek...
işte o sendin sen...
ne kadar güzeldin gülümserken....
bir ışık doğuyor....
başı dumanlı karlı dağın ardından....
kendi güneşten şavkı aydan...
yıldız düşmüş içine uzaydan....
buz kristalleri renklendirmiş...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!