Dalgaların da çeşiti var
Üstü beyaz köpüklü dalgalar
Ninemin yüzü gibi kırış kırış
Hain kadınlar gibi.
Gemileri altına alan
Önümde kasımpatları ve bir çelenk duruyor
mavi kitaplar, yeşil kalemler, söylenmemiş sözler
senin o günkü gerçekliğin duruyor
bir ağıt gibiyim için için
yitirdiğim belli değil.
Nerde sessizlik varsa
Orada düşünce vardır
Düş vardır; gülüş vardır; gidiş vardır.
Öyle oturuyorsunuz da bir köşede
Sonu gelmeyecek bir yola sapmış gibi
Beklersiniz de,gözleriniz dalmış gitmiş
Sonra yola çıkarsınız
İşte o çok uzun bir yola
Silahlı süvarileriyle birlikte bir dizi askerler
Düşerler peşinize dağ yollarında
İmbikten çekilmiş içkileri
Ve belli bir ezgiyi çalan trampetleriyle
Oraya geldik,ellerimizde kovalar, odunlar
Ateş tabancaları ve urganlar
Ne yapacağımızı kimse söylemedi
Oturduk. Geldiler
Yüzlerinde gülümsemeler
Bildik cinsten olmayan..
ELEŞTİRİDE EĞİLİMLER
________________________________________________________
Eleştiri, bir sanat eserinin onu profesyonelce bir gözle inceleyen bir kişi için getirdiği izlenimler ise sanat eseri çoğu kez çok karmaşık yapılar sunabileceği için, yapılan değerlendirmeler de o derece değişik bakış açıları ve düşünceler taşıyacaktır. Her eleştirmenin inancı, yetişme biçimi, anlayışı, onun esere yaklaşımındaki farklılığı doğuracaktır. Kimi eleştirmenler bir eserin kendisine çok fazla önem verirlerken, diğerleri başkaları ise bir eseri hazırlayan şartları ve sanatçının anlayışını eleştirmeye çalışırlar. Bu geniş perspektif içinde çok değişik eleştiri yaklaşımları doğar.
Aslında eleştiri çeşitlerini ayırt etmeye çalışmadan önce belki de yapılacak şey, eleştiri altında toplanan ve yazılan edebi nevileri ortaya koymaktır. Bunları sayabiliriz:
A. Eleştiri, B. Polemik,C. Tanıtma, D. Değerlendirme, E. Deneme, F. Edebiyat Tarihi, Felsefesi çalışmaları; G. Anlambilimsel çalışmalar. Bütün bu çalışma alanları birbirinden farklı olmakla birlikte zaman zaman bir birinden ayırt edilmemektedir.
l. Diakronik Yaklaşım (Retrospektif)
Atatürk’de burada oturmuştu,
Meriç’e bakıp, iki kadeh içerken
Selanik’i düşünmüştü.
Selanikte bir taş kule
Denize bakar
Yunanlılar bu yoldan gelmişlerdi
Bu yoldan gittiler
Önce galiptiler
Sonra bittiler.
Her şeylerini yitirdiler
Atatürk Edirne’de
Oysa her şey ne kadar da güzeldi
Okulları dolaşmıştı
Öğretmen okulunu,
İmtihan etmişti
Genç öğretmenleri,
DÖRTLÜK
Baharın gelişinin neşesini övmeden önce
0 delice rüzgarların ne yaptığını söyle
Kim savurdu güzelim çiçekleri azgın dalgalara
Ve balıkçı kayığını kim devirdi söyle.




-
Melaike Hüseyin
Tüm YorumlarGüzel bir manzara olmuş yine Hocam! Günlük gibi.
Hanımefendiye selamlar. İncir olacak da yenmeyecek mi Hocam! :-) Avrupada tane ile satılıyor şu incirler. Tanesi söylemesi ayıp, bidolar. Gurbetçim durur meyve tezgahı önünde, bakar şu memleketinden gelen teker teker kağıda sarılı, içi bal dışı ...