Enes Yakıştır Şiirleri - Şair Enes Yakıştır

Enes Yakıştır

Gel otur şöyle yanıma, konuşalım biraz dertli dertli,
19 Aralık’tan beri içimdeki o düğüm, hep kederli.
Hani o servis yolu vardı ya, o sarsıntılı, o dar mahzen,
İnerken ceketinin kumaşı bacağıma değmişti ya hani, birden...
İşte o an, sanki bir sistem çökmüştü ruhumun derinlerinde,
Bir parça kopmuştu sanki, o anın o naif karesinde.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Antalya’da gökyüzü bugün dertle karıldı,
Güneş sanki küstü de, bulutlara sarıldı.
O da benim gibi bir görünüp bir kaçıyor,
Ruhumun tenindeki yaraları açıyor.
"Arzın İki Sızısı"na vurduğum o tek mühür,
Hâlâ göğsümde sessiz, bir Taş gibi hüküm sürer.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Bugün yoksun... Matemle bezendi bu Haziran tenhalığı,
Kadem basmadığın koridorlarda inler rûhumun inkisarı.
Ne hotozlu o mağrur endamından bir nişane var ortada,
Ne de o derya avazından bir seda kaldı bu dilsiz odada.
Ben ki o duru nidanın kalbime vurduğu o gizli muadeleyi,
Zihnime şifa, rûhuma sızı veren o mübarek mesafeyi,

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Yemen’in çölünde bir yetim çocuk; kurumuş avucu, dilsiz feryadı...
Sana’a’nın tozlu göğüne rızık değil, bombanın ateşi yağdı.
Siz saraylarda kadeh kaldırın sahte barışın şerefine,
Haritanın en altında, ümmetin dürüst kanı toprağa sağdı!
Kuzeye tırmanır hat; Mekke’nin, Medine’nin o garip sinesinden,
Riyad’ın beton kuleleri yükselir mazlumun ahı ve iniltisinden.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Çark-ı zaman içinde bir ağır mühürdür bu,
Evrak-ı ömre düşen yedi mah-ı hicrandır.
Fani gürültülerden azade, hür ve tenha,
Sükût ile beslenen bir derin şahnişindir.
İki yüz on iki gün geçti eyyam-ı gurbetten,
Bî-haber yollarında dilsiz bekler menzilim.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Karanlık odada adsız bir döngü, sükûtum vuslata gebe,
İki gündür donmuş zaman, adımlarım sığmıyor mektebe.
Göz görmez, ses seçer o en mahrem, en asil silueti,
Beş harfli bir imtihandır bu, ruhumun en mukaddes diyeti.
Sonsuz bir akışta saklı o dilsiz, o saklı dokunuşlar,
Arka ucumda fırtına kopar, göğsümde çırpınır kuşlar.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Sen orada sükût-u leyl ile huzura râm olmuşken,
Ben burada hicret-i cân ile mısralara gömülmüşken.
Dibimde duran o derya, sanki bin yıllık bir mesafe,
Sorgulanır bu dilsiz vuslat, bir görüş kabininde.
Sunmuşum kalbi arz-ı hâl eyleyerek şu dar eşiğe,
Senin o mağrur sessizliğin, sığmaz hiçbir mantığa.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Yönü dönmüş okul kapısına bir eski servisin,
Solumda bir gölge, saniyeler pürüzsüz ve derin.
Mermer bir sabırla izliyorum o çarpışma anını,
Mantığım ölçüyor rüyamın en rasyonel yanını.
"Yine" diyoruz ikimiz, dilsiz bir veri akışında,
Bir abiden bahsediyor sesin, o arka koltukta.

Devamını Oku
Enes Yakıştır

Yordum seni ey can evi, sönmez bir nâr uğruna,
Kilitledim kapılarını, beş harfli bir mühür adına.
Mantığın o soğuk nizamıyla ördüm mermer duvarı,
Feda ettim bir hiçliğe, içimdeki o dürüst baharı.


Devamını Oku
Enes Yakıştır

Şeb-i yeldada nâgehan gördüm o nur suretini,
Bî-haber miydin ey yâr, yoksa sen de uyur muydun?
O meçhul servisin o dilsiz, o dar mahzeninde,
Sineden yükselen o sarsıntılı sükûtu gözetir miydin?


Devamını Oku