Sene, bin dokuz yüz elli sekiz, yer, İstanbul
Zaman, bayram
Başucumda, bir siyah, biri kırmızı, iki rugan, ayakkabı
Yanında, nar çiçeği renginde, karpuz kollu, pandora,kumaştan , elbise
Bir ömrüme neler sığdırdım, hayat Pandora'nın kutusu gibiydi
Korktukça çekildim kabuğuma salyangoz gibi
Sor soruştur oku öğren,
Ezberi papağanda yapar
Maymun taklit eder
Alev,alev yanıyor içim
Tutuşacak sanki dağlar, bir ah desem
İçin, için yanarken, kar hikayeleri anlattım ben
Dallar elimde kaldı,kırıldı,kolum kanadım
Dedim dünya burası olur böyle şeyler
Para bazen her türlü ayıbı örter derler
Yaz asfalta ALÇAK üstünü para ile ört
Ne görüyorsun? Para
Dünya kumbara
Ne biriktirirsek onu götürürüz yanımızda
Sevgi biriktirmeli, dostluk biriktirmeli, iyilik biriktirmeli
Yine karabulutlar sardı gökyüzünü
Bundan böyle görür müyüz güneşi?
Düşman hem içten hem dıştan sardı
Sene bin dokuz yüz ellilere, gitsem
Fötr şapkalı beyefendileri
Tayyörlü, tüllü şapkalı hanımefendileri görüp
Selam verip selam alsam
Nasıl bir bağ var anne ile evlat arasında
Kanı ile besledi büyüttü bir kordonla
Henüz bir sedefe bir egzamaya bir mantara
İnsanlık, bulamamışken çare
Akıllı bir virüs yapmış, yaşlıları ve hastaları temizlemeye
Nüfus planlaması yapıyorlarmış , inanma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!