gitmek
bir dizenin düşmesidir şiirden
ay doğmazsa, yakamoza susar gece
karanlık yudumlanır usulca
bir kadehte donar aşk
neresinden içilse yürek üşür
eski, solmuş ve nefessiz bir fotoğraf
nasıl hüznü sarartırsa gözlerde
öyle sarardı içimdeki boşluk
mor bir yaraya döndü hemen
hüzün ne ki!
anlamsız bir vedaydı çünkü
işte vuruluyorum
denizim çekiliyor
boşlukları uçurum
yakışıklı bir derinlik
gülümsüyor, ağzı öpülesi
büyük yalnızlığın gözleri
çocukların yüzündeki hüznü alın
bir papatya koyun yerine
dağlarda açsın beyazı gülüşlerinin
ilk önce onlar koşsun gelincik tarlalarına
beyaz gülüşleri kırmızıya karışsın
pembe olsun hayallerindeki palyaçonun elleri
hangi bahçeye baksam
vahası içine boğuluyor
çöl uyumuyor geceleri
kum kum üstüne
savuruyor kırmızısını karanfillerin
ve gömüyor çığlığını tohumun
gittiğinde
başını eğmedi dağlar
bulutlandı belki biraz
bir de gözlerinden şiir aktı
o kadar
o kadar'ın içinden şiir geçti diyorum
güneş ne zaman doğacağını biliyor
yıldızlar ne zaman parlayacağını
ay ne zaman çıkacağını
deniz ne zaman dalgalanacağını
ve rüzgâr ne zaman kendini savuracağını
biliyor
uzak bir iklimdi gelen
coşmuştu deniz yüksek dalgasıyla mağrur
hiç ummadık yollardan,
hiç ummadık rüzgarları alnına yapıştırarak
bir elinde dağlardan topladığı papatyaların hüznü
görünen sığdır, derin başkadır
orada gecenin kanatları var
alıp götürür ‘yok ülke’nin dağlarına
saçılmış papatyalar gibi
açılır önümde özgürlük
anlamaz papatya seviyor sevmiyor’dan
kanıyor düşün gülüşündeki gül
elim yapış yapış gül kokusuna ah’lanıyor
düşerken çiyine sızlanan son yaprak
ömrümün toprağı kaç düşe soğuyor
ey düşün dişleri paslı gülüşü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!